Tüm e-dönüşüm projelerinin yönetim sürecinde, kapsam ve kaynaklar belirlendikten sonra proje planlaması yapılır ve buna uygun tahmini proje bitiş tarihi belirlenir. Ancak söz konusu regülasyon uyum projeleri olduğunda, çoğu zaman ilk belirlenen husus projenin bitiş tarihi oluyor.
Son teslim tarihini ileten resmî kurumlar, kapsamın da büyük çoğunluğunu belirlemiş oluyor. Birçok mükellef de bu sürecin doğru, kendi iş süreciyle uyumlu ve en önemlisi zamanında yapılmasını sağlamak için özel bir entegratörle çalışmayı tercih ediyor.
Entegratörler, süreci yönetmek için mükellef ile resmî kurumlarının gereksinimleri veya yaptırımları, entegratör tarafından, mükellefin iş sürecine entegre olacak şekilde tasarlanmalıdır. Bu noktada devreye giren özel entegratörler, sürecin tarafların önceliklerine uyumlu olarak ilerlemesini sağlamak için gerekli tasarımı yapmakta ve projedeki toplam iş dağılım yapısını kurgulamaktadır.
Özel entegratörler, ters planlama olarak adlandırılan yöntem ile ayrıntılı bir proje zaman çizelgesi oluşturur. Buradaki başarının anahtarı, kapsamı doğru tanımlamak ve iş listesini net bir şekilde belirlemektir. Doğru iş listesini belirleyebilmek için ise konu hakkında bütünsel bilgiye sahip, tecrübeli, olası sorunları daha önce deneyimlemiş ve çözüm önerilerini planlamaya dahil edebilecek bir özel entegratör ile çalışmak önemlidir.
Canlı kullanıma geçiş tarihi belirlenmiş projelerin yönetiminde, projedeki riskleri minimize etmek için, özel entegratörler bir planlama modeli hazırlarlar. Bu model, uygun kaynakları, yüksek öngörüyle hazırlanmış iş listesini, her görev için belirlenmiş olan net sorumlulukları ve her bir görev için dahil olan tüm süreçleri içermelidir. Belirlenmiş olan son canlı geçiş tarihine ulaşabilmek için detaylı planlanan bu model üzerinde entegratör ve mükellef birlikte çalışmalıdır.
Bu aşamada gerçekleşebilecek olası aksaklıklar nedeniyle, iş listesinde önceliklendirmeler yapmak ve belirli süreçleri teslim tarihinden sonrasına planlamak gerekli olabilir. Projedeki karar verici paydaşların projeye sık sık dahil edilmesi, istenmeyen olası aksaklıkları engeller ve daha hızlı bir onay süreci sağlar. Ayrıca zaman çizelgesinde olası risklerin önceden giderilebilmesi için, planda boşluklar bırakmak gerekebilir. Bu tavsiyelerin bazıları tüm projeler için gerekli olsa da canlı kullanıma geçiş tarihi belirlenmiş projeler için ayrıca önem arz eder.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
SGK teşvikleri birçok şirketin personel maliyetlerinden tasarruf ederek kazancını artırdığı önemli bir yoldur. Çalışan sayısında herhangi bir sınırlama olmaksızın, küçük ve büyük ölçekli tüm işletmeler her ay sigortalı çalışanları için yatırdığı sigorta priminde teşvik, destek ve indirimden faydalanarak personel maliyetlerinden tasarruf edebilirler.
Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında geçtiğimiz yıl özel şirketlere birçok destek sağlayan SGK 2021 yılında da yeni teşvikler oluşturarak desteklerini sürdürüyor.
5510 sayılı kanunun 81. maddesi kapsamında yayımlanan genelgeye göre yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere, yurt içinden götürülen ya da gönderilen sigortalılar için uygulanan teşvik kapsamında genel sağlık sigortası primleri işveren hissesinin 5 puanlık kısmı Hazine tarafından karşılanmaktadır.
Söz konusu teşvikten yararlanmak için;
Özel sektör işverenleri 5510 sayılı kanunun 81. maddesi kapsamında yayımlanan genelgeye göre sigortalı çalışanlarının prime esas kazancı üzerinden hesaplanan malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinin işveren hissesinde 5 puanlık indirimden yararlanır.
Söz konusu teşvik kapsamında başvuruda bulunurken;
5510 sayılı kanunun 81. maddesi kapsamında yayımlanan genelgelerde ilan edilen 51 il ile Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde faaliyet gösteren özel sektör işverenleri için öncelikle prime esas kazanç üst sınırına kadar olan kazançlar üzerinden hesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinde 5 puanlık indirim sağlanacaktır.
Ardından prime esas kazanç alt sınırına kadar olan kazançlar üzerinden hesaplanan malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinde 6 puanlık indirim daha uygulanacaktır. 5 puanlık indirim SPEK üzerinden, ilave 6 puanlık indirim ise asgari ücret üzerinden hesaplanmaktadır.
İlave 6 puanlık indirim teşvikinden yararlanırken;
5510 sayılı kanunun Ek 2. maddesi kapsamında yayımlanan genelgeler uyarınca, kanun kapsamında koşulların sağlandığı belirlenen illerde, işveren hisseleri ile birlikte sigortalı hisselerinin tamamına kadar olan kısmı Ekonomi Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Söz konusu teşvikten yararlanmak isteyen işyerlerinin;
5225 sayılı kanunun 5. maddesi kapsamında yayımlanan genelgeye göre, Kültür Yatırım Belgesi almış olan işyerlerinde fiilen çalışan sigortalıların sigorta primi işveren hissesinin 3 yıl boyunca %50’si, Kültür Girişim Belgesi almış işyerlerinde fiilen çalışan sigortalıların ise sigorta primi işveren hissesinin 7 yıl boyunca %25’i, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacaktır. Bu destekten yararlanmak için;
5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesi kapsamında ilan edilen genelgeye göre, Ar-Ge/Tasarım ve destek personeli ile 4691 sayılı kanununun geçici 2. maddesi uyarınca ücreti gelir vergisinden muaf olan personelin; sigorta primi işveren hissesinin yarısı, 31 Aralık 2023 tarihine kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacaktır. Bu teşvikten yararlanmak isteyen işyerlerinin;
Yararlanabileceğiniz SGK Teşviklerini anlattığımız blog serimizin 2. bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.
Personel maliyetinden tasarruf etmenizi sağlayarak işletmenizin kalkınmasına katkıda bulunan Sovos SGK Teşvik çözümümüz ile geçmiş dönem teşviklerinizi eksiksiz hesaplayarak, SGK beyannamelerinizi düşürebilirsiniz.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), Temmuz 2020 tarihinde mevcut e-belge regülasyonlarında yapılan çeşitli değişiklikleri içeren bir Tebliğ Taslağı yayımladı. Bu Taslak Tebliğ´de öngörülen gelişmeler bazı farklılıklar ile 9 Şubat 2021’de 509 no´lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmasına dair Tebliğ olarak yürürlüğe girdi.
Gerçekleştirilen değişikliklerin son versiyonlarını tüm detayları ile inceledik.
E-fatura ve e-arşiv faturalarının düzenlemesi, sağlık hizmetleri sağlayan kurumlar için (eczaneler, hastaneler, tıbbi ürün tedarikçileri, gözlükçüler, laboratuvarlar, vb.) zorunlu hale gelecek. Bu yükümlülüğün zorunlu olarak uygulanması için son tarih ise 1 Temmuz 2021.
Tutarı 5.000/30.000 TL’nin üzerinde olan faturaların GİB portalı kullanılarak e-arşiv faturası olarak düzenlenmesi zaten zorunlu hale getirilmişti. Yapılan son değişiklikler ile birlikte, vergi mükellefleri e-arşiv faturalarını artık özel bir entegratör kullanarak düzenleyebilecek.
Taslak Tebliğ ile birlikte e-adisyon adlı yeni bir elektronik belge türü tanıtılmıştı. Bu belge, adisyonların eskiden kâğıt olarak düzenlendiği masada servis yapan işletmeler için (restoran, bar ve kafeler gibi) zorunlu bir belgedir. Cirolarına bağlı olarak, bu tür işletmeler için e-adisyon artık zorunlu hale geldi. Belge ile ilgili eşik sınırı ve zaman çizelgeleri ise ileri bir tarihte GİB tarafından ilan edilecek.
Tebliğ Taslağında öngörülmemesine rağmen, son Tebliğ ile e-dasb’ın kapsamına ilişkin bir başka gelişme tanıtıldı. Teknik koşulların henüz yayımlanmaması nedeniyle bu e-belge türüne dair hala bazı boşluklar olsa da bankaların e-dasb’ın mevcut kapsamına dahil olduğu ve belgenin henüz zorunlu hale gelmediği açıkça görülmektedir.
Vergi mükellefleri, kendileri için zorunlu olan e-belgeler için GİB sistemine kayıtlı değilse; GİB, zorunlu belge uygulamaları nedeniyle vergi mükellefleri için kullanıcı hesapları oluşturacak.
Vergi mükelleflerinin, e-belgelere ilişkin iptal/itiraz veya ihbar işlemleri her zaman elektronik ortamda gerçekleştirilemiyordu. Bunun yerine, genellikle bu işlemler GİB sisteminde olmayan tedarikçiye noter tasdikli bir belge iletilmesi ile yürütülüyordu. GİB, uçtan uca bir elektronik sürece sahip olmak için bu uygulamayı değiştirmeye karar verdi; uygulama kullanıma sunulduğunda, bu faaliyetlerin e-belgeler için elektronik olarak gerçekleştirilmesi mümkün olacak.
Türkiye oldukça iddialı bir dijital dönüşüm planına sahip. Yetkililer de her çeyrekte yeni kurallar koyarak hedeflere emin adımlarla ilerleme konusunda tereddüt etmiyor. Böylesine zorlu bir regülasyon ortamında ilgili kurallara uyumlu kalabilmek için vergi mükellefleri, en güncel değişikliklerden haberdar olmak adına yeterli zaman ve kaynak ayırmalıdır.
E-dönüşüm uygulamarındaki son güncellemelere ve vergi mükelleflerinin dikkat etmeleri gereken kurallara yönelik detaylı bilgi almak için webinarımızın kaydını izleyebilirsiniz: E-Dönüşüm: 2021 Neler Getirecek?
Sovos Türkiye, işverenlere can suyu olan SGK teşvikleri hakkında çalışmalarına devam ediyor.
Satış Direktörü Ali Bulut, istihdam teşviklerinden maksimum oranda yararlanmanın yollarını ve bu teşviklerin Türk iş dünyasına katkısını tüm detayları 26 Şubat 2021 Cuma günü saat 12:00’da Bloomberg HT’de anlattı.
Canlı yayın kaydını buradan izleyebilirsiniz.
Kullanıcılarının finansal ve muhasebe süreçlerini dijital ortama taşıyan ve dünya çapında 16.500+ işletmeye hizmetlerini ulaştıran Sovos, ‘İstihdam Teşvikleri’ Etkinliğini düzenledi.
Hangi konuları ele alındı?
Ajanda
Türkiye’nin en büyük şirketleri, dünya çapında 13.000’den fazla işletmeye kurumsal yazılım ve entegrasyon hizmetleri ulaştıran Sovos ile Wyndham Grand Levent’te buluştu!
İçinde bulunduğumuz e-dönüşüm ve dijital vergi çağında regülatif zorunluluklar gün geçtikçe çoğalıyor. 01.07.2020 tarihi itibariyle yıllık cirosu 25 Milyon TL olan tüm işletmeler, elektronik İrsaliye uygulamasına zorunlu geçiş yaptı. Sovos SAP e-İrsaliye paketinin işletmenize nasıl katkı sağlayacağına dair aklınızda hiç soru kalmasın.
Uzman çözüm ekibimiz ile Satış Direktörümüz, sizlerden gelen soruları yanıtladı.
Hangi konular anlatıldı?
Ajanda
*Etkinliğimiz SAP ERP programı kullanıcısı olan şirketlere yönelik olup katılım tamamen ücretsizdir.
Dijitalleşmenin her geçen gün artması şirketlerin farklı gelişim alanlarına yönelmelerini sağlıyor. Verimlilik ise şirketlerin geliştirmek istediği konuların başında yer alıyor. Dijital dönüşüm sayesinde verimliliği artırmak isteyen şirketler gelişen vergi teknolojilerini iş süreçlerine dahil ederek kaynaklarını daha etkin kullanıyor.
Şirketlerin temel faaliyetlerini yerine getirirken kalitenin artırılması ve sürdürülebilirliğin sağlanması için verimlilik hayati öneme sahip. Üretkenliğin artması, süreçlerin hızlanması ve insan kaynağının etkin kullanımı için verimliliğin artırılması çok önemlidir.
Dijital dönüşümle birlikte gelişen vergi teknolojileri şirketlerin 3 temel konuda verimliliklerini artırmalarını sağlıyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 19 Ekim 2019 tarihinde yayımladığı Genel Tebliğ ile e-dönüşüm uygulamalarının kapsamını genişletirken 2020 yılı Türkiye için e-belge kullanımlarının arttığı bir yıl oldu. Zorunlu geçişlerin yanında gönüllü olarak da e-belge kullanımına geçen birçok şirket var.
Verimlilik açısından şirketlere önemli avantajlar sağlayan e-belgeler ve bu dijital dönüşümün şirketlere getirdiği faydalar şu şekildedir:
E-serbest meslek makbuzu ve e-müstahsil makbuzu gibi zorunluluk kapsamında yer alan e-belgelerin yanında, kullanımı zorunlu olmasa da önümüzdeki yıllarda kullanım alanı artabilecek, e-gider pusulası, e-bilet, e-sigorta komisyon gider belgesi, e-sigorta poliçesi, e-döviz alım satım belgesi ve e-dekont gibi e-belgeler, faaliyet alanlarına göre şirketlerin zaman, maliyet ve iş gücü açısından verimliliğini artırmasını sağlar
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
COVID-19 krizi ilk ortaya çıktığında küresel işletmeler üzerinde nasıl etkileri olacağı bilinmiyordu. Zaman geçtikçe ve periyodik olarak yoğunlaşarak devam eden kısıtlamalar belirlendikçe, koronavirüsün hem kişisel hem de işletmeler için sonuçlarının uzun ömürlü olacağı daha açık hale geldi.
Daha fazla dalgalanma ve durgunluk tehdidi sürerken, teknoloji hem hükumetler hem de iş dünyası için mevcut durumun daha net bir resmini elde etmeye yönelik benzersiz bir fırsat sunuyor. Dijital vergi beyannameleri ve gerçek zamanlı raporlama, güncel finansal bilgi sunuyor; birçok vergi dairesi de dijitalleştirme planlarını hızlandırıyor.
Ekonomik çekişmelerin ortasında hem en güçlü hem de kullanması en zor araç netlik. Teknoloji bu aracı kullanmayı mümkün hale getiriyor.
Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmiş süreçlerin benimsenmesi, makro düzeyde kaybedilen vergiyi ölçmek için bir fırsat sunuyor. Halihazırda sürekli işlem denetimi (CTC) uygulayan ülkeler, krizde kaybedilen gelirlere ilişkin içgörüye sahip olmanın avantajına sahip. Bu yılki olaylar, ekonomik iyileşmenin ayrıntılı verilere erişime bağlı olduğunu ve bir ülkenin ekonomik sağlığına ilişkin doğru zamanda, panoramik bir dijital görünüme sahip olmanın faydalarını vurguladı.
Uyumluluğun dijitalleştirilmesine öncülük eden Latin Amerika’da, ekonomideki tüm işlemler için sıralı fatura verilerine erişim sayesinde kriz sırasında kilit noktalarda oldukça ayrıntılı COVID-19 etki analizi raporları yayınlandı. Bu verilerin doğrudan alınması ve kalitesine ek olarak, ülke ekonomisinin tamamını veya çok büyük bir bölümünü kapsıyor olması gerçekten çığır açan bir gelişme.
Salgından önce sürekli işlem denetimine (CTC) yönelik başlayan eğilim, önceden düşünülenden daha hızlı katalize edildi. CTC’lerin avantajları daha önce açıkça görülmüş olsa da, EY’nin en erken 2024 yılına kadar tam bir ekonomik toparlanma sağlanamayacağına dair tahminleri ile birlikte, işletmelerin ve devletlerin durumu izlemesi için rakipsiz bir mekanizma sunmaları daha büyük önem taşımaya başladı.
Sürekli ve dinamik değerlendirmeler, devlete ve ticari karar alma süreçlerine bilgi sağlayan temel araçlar olarak kabul edildiği için dijitalleşmenin faydaları daha önemli hale geldi. Periyodik olarak özet beyan göndermek yerine, ticari işlemlerin fiili fatura verilerini gerçek veya gerçek zamanlıya yakın olarak doğrudan devlet platformlarına (B2G) gönderen firmalar, giden faturalarını anlık olarak görüntüleyebiliyor. Buna karşılık, devletler de dijital araçları kullanarak genel KDV kaybına dayalı makro resmi daha doğru bir şekilde ölçebiliyor.
Arz ve talebin evrimini ortaya çıkaran canlı bir gösterge panosunun avantajları açık; bu sayede gerçek zamanlı olarak stok hareketleri, ithalat/ihracat ve fiyat dalgalanmaları izlenebiliyor. Bunlara ve diğer birçok veri noktasına ilişkin içgörüye sahip olmak, bir ekonomide sunulan ve satılan mal ve hizmet alt kategorilerinin ayrıntılarının derinlemesine analiz edilebilmesine olanak tanıyarak işletmeler ve devletler için daha net görünürlük sağlıyor. Bu tür veriler, belirsizliği ortadan kaldırarak şirketlerin ve yetkililerin riskleri azaltmasının yanı sıra, politika ve yatırım kararlarıyla bağlantılı fırsatları belirlemesine de olanak tanıyor.
Genel itibariyle ülkeler, kaybı gerçek zamanlı olarak görebildikleri takdirde, şimdiki gibi sağlam veriler olmadan bilgiye dayalı tahminlere güvenmek yerine, değişen davranışları ve pazar boyutunu izleyebiliyor. Ne de olsa, sonraki senaryoları etkili bir şekilde planlamak için şu anda neler olup bittiğini anlamak çok önemli.
Hem küçük hem de büyük işletmeler, mali faaliyetlerini ve mali ayak izlerini kanıtlama konusunda aynı kurallara tabi; bu sebeple vergi ölçümü, bu sıkıntılı zamanların yarattığı gerçek zararın çok önemli bir göstergesi.
Gelişmiş tedarik ve değer zincirlerinin tümü karmaşık bir ağda yer alıyor ve her düzeyde yoğun bir bağımlılık yaratıyor. Bu iklimde başarılı bir şekilde hayatta kalmak için gelişmeleri meydana geldikleri esnada izleyebilmek büyük önem taşıyor. Bireysel dijital faturaları ve diğer önemli ticari verileri yakından takip etmek, vergi dairelerine kaç firmanın hala ayakta olduğunu, daha geniş bir seviyede ise hangi ekonomilerin ciddi anlamda sıkıntıda olduğunu geçerli ve doğru bir şekilde gösteriyor.
Krizden önce de zaten endişe kaynağı olan büyük vergi açıkları, artık tüketim vergisi oranlarındaki indirimler ve ekonomik hareketsizlikle bağlantılı diğer mali teşviklerin hem kısa hem de orta vadeli gelir tahsilatı üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olması nedeniyle daha da önem kazanıyor. Vergi açığını ölçmek ve hatta azaltmak giderek daha önemli hale gelecek.
Verilere erişim, karmaşık ağları çözmeye yardımcı olacak ve hem durgunluk sırasında hem de durgunluktan çıktıktan sonraki adımların daha iyi anlaşılmasını sağlayacak. Küresel bir ortamda faaliyet gösteren ortaklıklara yatırım yapmak, iş dünyası ve hükumetler için ekonomik iyileşmeye giden yolun haritasını çıkarmak üzere gereken bilgiyi sağlamaya destek olacak. Piyasaları ve üzerlerindeki etkileri anlamak, vergi daireleri için açık bir öncelik ve bunun için de gelişmeleri anında takip eden bir veri analizi çok önemli.
Tüm ekonomiler halihazırda yıkıcı bir açıkla ve kar kaybıyla karşı karşıya olduğu için, teknolojinin bize iyileşme için ihtiyaç duyduğumuz net vizyonu sağlamaya devam etmesi gerekiyor. İçgörü teknolojisinin makro düzeyde sunabilecekleri benzersiz. Bununla birlikte mikro düzeyde bile bireyler, stratejik kararları ve gelecekteki yatırımları yönlendirmek için bu verileri kullanabilir ve sürekli bir işlem kaydı tutabilir. Dünya ekonomilerinin birçoğunun önündeki ekonomik yol zorlu görünürken, teknoloji ve gerçek zamanlı veriler daha net bir geleceğe yönelik potansiyel sunuyor.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
2020 yılı, e-dönüşüm uygulamalarına zorunlu geçiş açısından önemli bir yıl oldu. 2021 yılı da benzer bir trendle vergi mükelleflerinin çeşitli e-belgelere zorunlu geçiş yapacağı bir yıl olacak.
Zorunlu e-belge geçişi gerçekleştirecek veya destek aldığı servis sağlayıcısında değişiklik yapacak firmaların e-dönüşüm uygulamalarının entegrasyon süreçlerine hâkim olmaları gerekiyor.
E-dönüşüm uygulamalarına entegrasyon öncesinde ve sonrasında dikkatli edilmesi gerekenler, bu uygulamaların sağladığı avantajlar ve veri güvenliği tüm detayları ile webinarımızda anlatıldı.
Neler Anlatıldı?
Yayın kaydını buradan izleyebilirsiniz.
Türkiye’de Covid-19 salgının şirketlere olan etkisi minimize edilmeye devam ediyor. Çalışanı ve işvereni koruyan İşçi Çıkarma Yasağı, Nakdi Ücret Yardımı ve Kısa Çalışma Ödeneği gibi imkanlara yenileri eklendi.
01 Temmuz 2020 tarihinden önce kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) veya nakdi ücret desteği başvurusunda bulunan ve bu desteklerin sona ermesi ile normal çalışma süresine dönen özel sektör iş yerleri için 7252 sayılı kanun teşvik yayımlandı.
Covid-19 etkisi tüm dünyada devam ederken Türkiye de bu etkileri azaltabilmek için yeni teşvikler yayımlamaya devam ediyor. Webinar kaydını izleyerek firmanızın yararlanabileceği tüm teşvikleri uzmanlarımızdan öğrenebilirsiniz
Neler Anlatıldı?
Yayın kaydını buradan izleyebilirsiniz.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 19 Ekim 2019 tarihinde yayımladığı Genel Tebliğ ile e-dönüşüm uygulamalarının kapsamını 2020 yılında hem uygulama olarak hem de mükellefler açısından genişletmişti.
GİB’in Genel Tebliğ’i sonrasında 2020 yılı, e-dönüşüm uygulamalarına zorunlu geçiş açısından önemli bir yıl oldu. 2021 yılı da benzer bir trendle vergi mükelleflerinin çeşitli e-belgelere zorunlu geçiş yapacağı bir yıl olacak.
E-fatura uygulamasına dahil olan mükelleflerin e-arşiv fatura kullanımı zorunlu olduğundan, 509 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereğince, 2020 ve takip eden yıllarda brüt satış hasılatları 5 milyon TL ve üzeri olan tüm firmalar ilgili hesap dönemini izleyen mali yılın yedinci ayından itibaren e-fatura uygulaması ile e-arşiv fatura uygulamasına da geçmek zorundalar.
1 Temmuz 2020 tarihinde zorunlu olarak e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamasına geçen firmalar dönemsellik gereği 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak e-defter uygulamasına tabi olacak.
2020 yılında satış hasılatı 5 milyon TL ve üzeri olan firmalar ise 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle e-fatura ve e-arşiv fatura; 1 Ocak 2022 tarihi itibariyle de e-defter kullanmak zorunda olacaklar.
Geride bıraktığımız 2020 yılında, e-defter konusunda GİB bazı güncellemeler getirdi. Yeni uygulamalar arasında e-defterlerin berat dosyalarının aylık veya geçici vergi dönemleri bazında yüklenebilmesi imkânı yer alıyor. Mükellefler isterlerse aylık bazda, isterlerse de üçer aylık dönemlerde defter gönderimi yapabilecekler.
Bununla beraber, e-defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerinde saklanması zorunluluğu da geldi. 2020 yılı e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanları şu şekilde:
GİB tarafından yayımlanan 509 sayılı Genel Tebliğ uyarınca tarifeli yolcu taşımacılığı yapan işletmelere e-bilet uygulamasına geçme zorunluluğu getirilmiş ve ilgili firmalara 31 Aralık 2020 tarihine kadar hazırlık süreçlerini tamamlamaları bildirilmişti.
Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan işletmelerin 1 Ocak 2021 itibariyle e-bilet uygulamasına geçmeleri zorunlu oldu. 2021 ve takip eden yıllarda faaliyetlerine başlayan işletmeler ise faaliyete başladıkları ayı izleyen dördüncü ayın başından itibaren e-bilet kullanmak zorunda olacaklar.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
Günümüz iş dünyasında şirketlerin, iç işlerine odaklanabilmek için dış kaynaklı kurumlardan destek alması oldukça yaygındır.
Regülatif entegrasyonlar, dış kaynaklı destek alırken dikkate alınması gereken önemli konulardan biridir. Bu kapsamda şirketler, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından belirlenen koşulları sağlayarak kazandıkları yetki ile mükellef adına e-fatura, e-defter, e-arşiv fatura, e-irsaliye gibi elektronik kayıtları oluşturabilen özel entegratörler ile çalışmaktadır.
Söz konusu süreçte yaşanabilecek aksaklıklar firmalarda büyük yaptırımlara neden olabileceği için entegratör seçiminde hassas davranılması büyük önem arz etmektedir.
E-dönüşüm servis sağlayıcısının değiştirilmesine karar verdikten sonra, herhangi bir sorun yaşamadan sorunsuz bir geçiş sağlamak için aşağıdaki süreci göz önünde bulundurmanız önemlidir.
Yeni bir e-dönüşüm sağlayıcısına geçiş zor bir görev gibi gelebilir ancak bu adımları takip etmek, geçişin mümkün olduğunca sorunsuz olmasını sağlayacaktır.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
Sürekli gelişen ve büyüyen, yeniliği ve teknolojiyi takip edebilen firmalar için oldukça cazip fırsatlar sunan e-ticaret alanında bir operasyon başlatmayı düşünüyorsunuz ya da e-ticaret operasyonunuza yeni başladınız; peki e-dönüşüm adına neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Türkiye’de faaliyet gösteren e-ticaret işletmelerinin; dijital vergi dönüşümü çağında varlıklarını sürdürerek başarılı olabilmeleri için dijital vergi stratejilerini hızla uygulamaya geçirmeleri gerekiyor. Bu konuda yapılması gereken tüm hazırlıklar, kullanılması zorunlu e-belgeler ve ilgili başvuru süreçleri, e-ticarette e-belgelerin operasyonu ve gerekli durumlarda iptal-iade senaryoları Sovos Türkiye webinarında tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Neler Anlatıldı?
Yayın kaydını buradan izleyebilirsiniz.
17 Kasım 2020 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan 7256 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen yeni teşvikler işverenlere ve çalışanlara destek sağlayacaktır.
Nihai halini SGK’nın belirleyeceği teşviklerin her birinin başvuru ve yararlanma şartları farklılık göstermektedir.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen yeni madde, işsizlik ödeneği alanların işe girmesi durumunda çalışana İşsizlik Sigortası Fonu tarafından destek sağlanmasını kapsamaktadır. İşsizlik ödeneğinden yararlanan, işten ayrılmasını takip eden 90 gün içinde işe başlayan çalışanın bu teşvikten yararlanabilmesi için bu iş yerinde işe girdiği tarihten itibaren 12 ay kesintisiz çalışması gerekmektedir.
Bu teşvikin tutarı, sigorta priminin esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacaktır. Uzun vadeli (MYÖ-malullük, yaşlılık ve ölüm) sigorta primlerinin işveren ve sigortalı hisselerinin tamamı İşsizlik Sigortası Fonu tarafından çalışana destek sağlanacaktır. Teşvikin süresi sigortalının işe başladığı tarihten önce yararlandığı en son işsizlik ödeneği süresi kadar olacaktır.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici-27.Maddeyle getirilen yeni teşvikten, 1 Ekim 2020 tarihi itibarıyla SGK’ya bildirilen sigortalılar arasında olmayan, 1 Ocak 2019 ila 17 Nisan 2020 tarihleri arasında 4857/25-II numaralı bendi dışında iş akdi sona eren veya (sigortasız) kayıt dışı olarak çalıştırılmaya devam edilen çalışanlar yararlanabilmektedir. Bunun yanı sıra çalışanın, maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 30 iş günü içerisinde en son çalıştığı veya halen kayıt dışı olarak çalıştığı işverenine başvuruda bulunması gerekmektedir. SGK’dan yaşlılık ya da emekli aylığı alan ya da yabancı uyruklu çalışanlar bu teşvikten yararlanamamaktadır.
Bu destekten yararlanan sigortalıların yarısından her birini, bu maddenin uygulama süresinin sona ermesinden itibaren, destekten yararlandığı ortalama süre kadar fiilen çalıştırmakla yükümlüdür. Bunun yanı sıra aynı sigortalı için destekten yararlanılan süre boyunca, diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanılamayacaktır.
Teşvikin tutarı, sigortalının fiilen çalıştırılması halinde prim ödeme gün sayısının 44,15 TL ile çarpımı ile bulunacaktır. Sigortalının işe başlatıldıktan sonra ücretsiz izne ayrılması durumunda çalışana günlük 39,24 TL nakdi ücret desteği (NÜD) sağlanacaktır. Bu tutardan, damga vergisi hariç herhangi bir ek kesinti yapılmayacaktır. İşçinin iş başvurusunun işveren tarafından kabul edilmemesi halinde; çalışanın düzenli sosyal yardım almaması şartıyla, hane başına günlük 34,34 TL destek verilecektir. Teşvikin destek süresi 30 Haziran 2021’de sona ermektedir.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen yeni teşvikten 1 Ekim 2020 tarihi itibarıyla SGK’ya bildirilen sigortalılar arasında olmayanlar yararlanabilmektedir. Bunun yanı sıra Ocak 2019 ile Nisan 2020 arasındaki dönemlerde 5510/4-1 (a) bendi kapsamındaki uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan dönemdeki çalışan sayısına ilave olarak bu teşvikin yürürlüğe girdiği tarihten sonra işe alınmış olanlar için de geçerlidir. SGK’dan yaşlılık ya da emekli aylığı alan ya da yabancı uyruklu çalışanlar için bu teşvik uygulanmamaktadır.
Teşvikin tutarı işe alınan çalışanın fiilen çalıştırılması halinde, prim ödeme gün sayısının 44,15 TL ile çarpımı sonucunda bulunmaktadır. İşverene sağlanan destek tutarı işverenin prim borçlarından mahsup edilecektir. Tutar, işe başlatılıp ücretsiz izne ayrılan çalışan için günlük 39,24 TL nakdi ücret desteğidir. Bu tutardan Damga Vergisi hariç herhangi bir ek kesinti yapılmayacaktır. Teşvikin destek süresi 30 Haziran 2021’de sona ermektedir.
Sovos, kanunları takip ederek müşterilerinin ihtiyaçlarına yönelik hizmetler sunma konusunda on yılın üzerinde deneyime sahiptir.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından 19 Ekim 2019 tarihinde yayımlanan Genel Tebliğ ile e-dönüşüm uygulamalarının kapsamı hem uygulama hem de mükellefler açısından genişledi. Bu kapsamda yıllık cirosu 5 milyon TL ve üzeri olan işletmeler için e-fatura uygulaması ve beraberinde e-arşiv fatura kullanımı zorunlu oldu.
2020 yılı içinde brüt satış hasılatı 5 milyon TL ve üzeri olan mükellefler için de 1 Temmuz 2021 itibariyle e-arşiv faturaya geçiş zorunluluğu geliyor.
E-arşiv fatura dijital ortamda oluşturulabilen ve e-fatura mükellefi olmayan kişilere elektronik fatura gönderimini mümkün kılan bir e-belgedir.
GİB’in yayımladığı tebliğ’e göre;
E-arşiv fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren vergi mükellefi olmayanlara düzenlenecek faturaların vergiler dahil toplam tutarı 30.000 TL’yi veya vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5.000 TL’yi aşması halinde faturanın e-arşiv fatura olarak GİB Portalleri üzerinden düzenlenmesi zorunludur.
GİB tarafından yayımlanan kılavuza göre, e-arşiv fatura uygulamasına üç farklı yöntem ile entegre olunabilir.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde, ticari kurum ve kuruluşlar yürütülen finansal süreçleri kontrollü olarak elektronik ortama taşımaya başladılar. E-dönüşüm uygulamaları ile kurumların finansal süreçleri düzenlenerek iş verimlilikleri arttırıldı. Türkiye’deki e-dönüşüm sistemi, e-fatura, e-defter, e-arşiv, e-bilet, e-mutabakat ve e-irsaliye gibi uygulamaları kapsamaktadır.
En son yayınlanan tebliğe göre, 2018 veya 2019 hesap dönemleri brüt satış hasılatı 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler e-fatura ve e-arşiv fatura zorunlu geçişlerini 1 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla gerçekleştirdiler. 2020 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler ise ilgili hesap dönemini izleyen yılın yedinci ayının başından itibaren, e-fatura ve e-arşiv uygulamasına geçmek zorundadırlar.
E-fatura ile e-arşiv fatura arasındaki ayrıştırıcı özelliklerin en önemlileri aşağıdaki gibidir:
Dijital dönüşüm ile sıklıkla duyulan e-arşiv, kâğıt faturanın hazırlanma, basım ve gönderim maliyetini ciddi oranda azaltırken sağladığı diğer faydalar şöyledir:
E-arşiv fatura sistemi, uluslararası standartlara uygun bir politika izleyerek firmaların çağa ayak uydurmasını mümkün kılar.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.
7252 sayılı Normalleşme Teşviki, mücbir sebep olarak dünya genelinde yaşanan salgın hastalık sebebiyle 01 Temmuz 2020 tarihinden önce kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) veya nakdi ücret desteği başvurusunda bulunan ve bu desteklerin sona erdirilmesi ile normal çalışma süresine dönmüş özel sektör iş yerlerini kapsamaktadır. Teşvik, sadece normal çalışma düzenine geçmiş işverenler için geçerlidir.
Teşvik, kısa çalışmanın/nakdi ücret desteğinin sona erdiği tarihi takip eden aydan itibaren üç aylık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Örnek olarak Mayıs ayında normal çalışmaya başlayanlar bir ay, Haziranda iki ay, Temmuz ayındakiler ise üç ay destekten faydalanabilirler. Bu sürenin daha sonra faaliyete başlayan işyerleri için 31 Aralık 2020 tarihini geçmemesi gerekmektedir.
KÇÖ gün sayısının 30 gün ile çarpımı sonucu elde edilen tutarın kısa çalışma süresi gün sayısına oranı ile teşvik tutarı elde edilir.
Kurumlar, normal çalışmaya geçerek teşvikten yararlandıktan sonra tekrar kısa çalışmaya geçiş yapabilir. Bu sürede ise 7252 teşviki uygulanmaz. Tekrar normal çalışmaya geçtiğinde kalan süresi kadar yine teşviki kullanabilir.
Bu yeni teşvikten faydalanan personeller 5510 – 27103 – 17103 gibi diğer teşviklerden faydalanamaz. Teşvik hesaplaması yapılırken, en fazla hangi teşvik indirim sağlıyor ise o teşvikin tercih edilmesine bu yüzden dikkat edilmelidir.
Güncel SGK Teşvik kanunları hakkında detaylı bilgi almak için SGK Teşvik Rehberi’ni indirebilir, haberler ve son gelişmeler için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.
Son on yıla damgasını vuran teknoloji, şirketleri ve ekonomileri de büyük ölçüde etkiledi. Farklı sektörlerde yapılan inovasyon çalışmaları, altyapı güçlendirmeleri ve Endüstri 4.0 kavramı şirketlerin ajandalarına hızla girdi. Bilgi kaynaklarına ulaşma hızı, yorumlama ve raporlama becerisi şirketlerin geleceğe ilişkin öngörülerini tıpkı sanayi devriminde olduğu gibi bambaşka bir noktaya taşıdı.
Günümüzde bilgiye erişim şirketler için çok kolaylaştı. Şirketler büyük veri sayesinde geleceklerini stratejik olarak tasarlarken, gerçek kişiler ise satın aldıkları ürün ve hizmetler hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olabiliyor. Ancak büyük verinin tek paydaşı yalnızca kişiler ve şirketler değil. E-dönüşüm sürecinde kamu kurumlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Türkiye’de e-dönüşüm süreci uzun yıllardır devam ediyor. Özellikle son on yıldaki güncellemeler ile Türkiye, başta Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ve bakanlıklara bağlı diğer kurumlar vasıtasıyla globalleşen dünyada adından sıkça söz ettirir oldu. Uzun yıllar önce vergi mükelleflerinin hayatına giren e-fatura, bugün birçok ülkenin gerçekleştirmek istediği dijital dönüşüm yolculuğuna rehberlik etti. Türkiye’de e-dönüşüm çözümleri üreten şirketler çeşitli ülkelere yazılım ve hizmet ihracatı yapar oldu.
Kamu kurumlarının farklı alanlarda uygulamaya geçirdikleri düzenlemelerin bildirimi tebliğler aracılığıyla devam ediyor. GİB ise elektronik uygulamalarda kazandığı tecrübeleri yeni regülasyonların uygulanmasında kullanıyor. Yayımlanan taslak tebliğ ve kılavuzlar, şirketlerin bu karşılıklı öğrenme ve dönüşüm sürecine uyumunu kolaylaştırıyor.
Başkanlığın hayata geçirdiği regülasyonların en temel amacı vergi kayıplarını önlemek. GİB bu sayede;
GİB bu süreçleri, vergi dairelerini dijitalleştirme, beyanname sistemlerini güçlendirme, e-dönüşüm süreçlerini artırma gibi hizmetlerle sağlıyor. GİB’in son yayımladığı 509 nolu tebliğ güncelleme taslağı, Türkiye’nin bu süreçteki amacını daha net gösteriyor. Türkiye’de e-fatura ve benzer uygulamaların yaygınlaşması ile beraber yakın gelecekte BA/BS beyannamelerine de ihtiyaç kalmayabilir.
E-Dönüşüm uygulamaları, çevremize ve ekosistemimize sağladığı katkıdan dolayı sosyal sorumluluk projeleri ile de yakından ilgili. Ekonomiler hızla büyürken, çevreye duyarlılık azalabiliyor. Önceleri ciltlerce basılan defterlerin aksine e-belgelerin sağladığı fayda muhasebe süreçlerinin hızlanmasının ve sarf giderlerinin azalmasının çok ötesinde… Milyonlarca ağacın kâğıda dönüştürülmesinin önüne geçen e-dönüşüm, ormanları ve dolayısıyla tüm canlıları koruyarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünyayı mümkün kılıyor.
Dönüşümün sadece e-fatura, e-defter ve e-irsaliye ile sınırlı kalmaması; e-SMM, e-müstahsil makbuzu, e-dekont, e-bilet, e-gider pusulası, e-adisyon gibi uygulamaların da bu sürece katılması ise Türkiye’deki regülasyonlara bakışı ve varılmak istenen noktayı kesin bir şekilde gösteriyor.
Şimdi ise şirketler e-dönüşümü hızla içselleştirerek sorumluluğu devralıyor ve düzenleyici kurumlara yön veriyorlar. Bu da gerçekleştirilmek istenen amaca giden en hızlı ve zahmetsiz yolun temelini oluşturuyor.
Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.