Bu blog en son 15 Aralık 2025 tarihinde güncellenmiştir
VKN kısaltmasıyla sıklıkla karşımıza çıkan ve e-fatura sürecinde ihtiyaç duyulan en önemli bilgilerden biri olan Vergi Kimlik Numarası ile ilgili merak edilen konulara bu yazıdan ulaşabilirsiniz. VKN’nin tanımı ve öneminin yanı sıra e-fatura keserken VKN’nin rolü, VKN sorgulama gibi konulara da bu yazıda değiniyoruz…
Vergi Kimlik Numarasının hangi alanlarda ne amaçla ve nasıl kullanıldığını, kimler için gerekli olduğunu ve nasıl sorgulanabileceğini birkaç başlıkta şöyle özetleyebiliriz:
Vergi Kimlik Numarası (VKN) Nedir?
Vergi dairesi tarafından gerçek ve tüzel kişilere verilen 10 haneli bir numaradır. Kişi veya kuruma özgüdür. Başkası tarafından kullanılamaz.
VKN’nin Tanımı ve Kapsamı:
VKN; vergi mükellefi olan tüm gerçek ve tüzel kişilerin, vergilerini öderken ve ilgili ticari işlemlerde kullanmak zorunda oldukları numaralardır. Kullanılmasındaki amaç, gerçekleştirilen tüm ticari işlemlerin kayıt altına alınması, incelenmesi, vergilendirilebilmesi ve belirli bir düzende sürdürülebilmesidir.
Vergi numarasının kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerle ilgili kayıtlarda ve düzenlenecek belgelerde kullanılması mecburiyetini getirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Gerçek ve Tüzel Kişiler için VKN’nin Rolü
Vergi Kimlik Numarası, gerçek kişiler (bireyler) ve tüzel kişiler (şirket, dernek, vakıf vb.) için ticari ve mali işlemlerde kimlik tespiti sağlar. Bankacılık işlemleri, fatura düzenleme, vergi ödemeleri, ihalelere katılım, noter işlemleri, gümrük işlemleri, tapu ve araç tescil işlemleri gibi birçok alanda VKN zorunlu olarak kullanılır. Böylece mali kayıtların düzenli tutulması ve vergi takibinin sağlıklı yapılması mümkün olur.
T.C. Kimlik No ile VKN Farkları
T.C. Kimlik Numarası, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının nüfus kayıtlarında yer alan 11 haneli kişisel bir numaradır ve kimlik tanımlama amacıyla kullanılır. VKN ise 10 hanelidir ve hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hem de yabancı uyruklu gerçek kişiler ile tüm tüzel kişilere (şirket, kurum vb.) verilir. Gerçek kişilerde çoğunlukla T.C. Kimlik Numarası VKN olarak kullanılsa da tüzel kişiler için mutlaka ayrı bir VKN düzenlenir.
VKN’nin e-Fatura Süreçlerindeki Önemi Nedir?
Faturalardaki Vergi Kimlik Numaraları işletmenin yasal olarak tanınması için önemlidir. e-Fatura düzenlenirken VKN’nin doğru kullanılması, vergi beyanlarının doğruluğunu ve şeffaflığını artırır.
Faturaların düzenlenmesi ve gönderilmesi sırasında VKN sayesinde mükellefler kolayca tanınır ve işlemler dijital ortamda hızla tamamlanır.
Mükellefler arası fatura ve ödeme ilişkileri VKN üzerinden takip edilir, böylece manuel hatalar minimize edilir.
e-Fatura’da VKN Alanlarının Zorunluluğu
e-Fatura sisteminde hem faturayı düzenleyen hem de faturayı alan tarafın Vergi Kimlik Numarası (veya gerçek kişiler için T.C. Kimlik Numarası) zorunlu alan olarak bulunur. Bu alanın doldurulmaması durumunda sistem fatura oluşturulmasına izin vermez. Bu zorunluluk, tarafların resmi olarak tanımlanmasını ve ticari işlemlerin yasal geçerliliğini sağlar.
E-fatura sistemi, hangi tür vergi numarasını girdiğinizi bilmek zorundadır; şirketler için 10 haneli VKN, bireyler için ise 11 haneli T.C. Kimlik Numarası kullanılır.
Vergi Kimlik Numarası Sorgulaması Nasıl Yapılır?
Vergi numarası sorgulama işlemleri Vergi Dairesi web sitesinden, e-devlet üzerinden ya da doğrudan vergi dairesi müdürlüğünden gerçekleştirilebilir. VKN sorgulama işlemi, bir kişinin veya işletmenin vergi durumunu kontrol etmek, vergi numarası sorgulamak, ödenen vergilerin doğruluğunu kontrol etmek, vergi borçlarını öğrenmek ve vergi durumunu anlamak için yapılır. Birlikte iş yürütülecek kişi veya kuruluşun vergi numarasının geçerli olup olmadığını kontrol etmek için de önemlidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) Web Sitesi Üzerinden Sorgulama
Vergi Dairelerine Başvurarak Sorgulama
Müşteri Hizmetleri ve Çağrı Merkezleri
Bankalar Üzerinden Sorgulama
Vergi Kimlik Numarası Nasıl Alınır?
Kişi veya kuruma özel vergi kimlik numaraları, iş yerinin bulunduğu bölgedeki vergi dairelerinden fiziksel olarak başvurup alınabileceği gibi, vergi dairesinin web sitesi üzerinde başvurularak da alınabilir. Sitede yer alan formun doldurulması ve istenen evrakların yüklenmesi gerekir.
Gerçek Kişiler İçin VKN Alma: Gerçek kişiler (bireysel mükellefler) için Vergi Kimlik Numarası, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına otomatik olarak atanır. Genellikle T.C. Kimlik Numarası aynı zamanda Vergi Kimlik Numarası olarak kullanılır. Bu nedenle, gerçek kişiler için özel bir başvuru yapmaya gerek yoktur.
Tüzel Kişiler (Şirketler) İçin VKN Alma: Şirket Kuruluşu sırasında yapılır. Tüzel kişiler, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde şirket kuruluşu işlemlerini tamamlar. Süreç iki aşamada ilerler:
1. Vergi Dairesine Başvuru: Şirketin kuruluşu tamamlandıktan sonra, şirketin bağlı olduğu Vergi Dairesine başvuru yapılır. Başvuru sırasında şu belgeler istenir:
Ticaret sicil gazetesi veya kuruluş sözleşmesi
Şirket yetkilisinin kimlik bilgileri
Şirketin adres bilgileri
2. Vergi Kimlik Numarasının Verilmesi: Vergi dairesi, başvuru belgelerini inceleyerek şirket adına Vergi Kimlik Numarasını oluşturur. Bu süreçte tüzel kişiye vergi levhası da düzenlenir.
Yabancı Gerçek Kişiler İçin VKN Alma: yabancılar da Türkiye’de vergi mükellefi olabilmek için vergi kimlik numarası almalıdır. Bu kişiler, pasaportlarıyla birlikte vergi dairelerine başvurarak vergi kimlik numarası alabilirler.
VKN Almanın Gereklilikleri ve Zorunlulukları Nelerdir?
Vergi Kimlik Numarasının kimler için geçerli olduğu Vergi Usul Kanunu ile belirlenir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olan tüm gerçek ve tüzel kişilerin, vergi mükellefiyetini yerine getirmeleri bir zorunluluktur, bu nedenle de VKN almaları gerekir. Ayrıca noter hizmetleri, icra takip işlemleri, motorlu taşıt/gayrimenkul alım satımları, bankacılık hizmetleri, kredi başvuruları, finansal kiralama işlemleri, sigorta işlemleri gibi faaliyetlerde VKN kullanılır. Vergi mükellefiyetini gerektirecek faaliyetleri gerçekleştiren tüm gerçek kişi ve tüzel kişiler vergi numarası almalıdır.
Faturada VKN Nerede Yazar?
VKN, form oluşturulurken “Alıcı Bilgileri” bölümünde yer alır. Fatura oluşturulduktan sonra ise üst tarafta her iki şahsın/kurumun bilgilerinin yer aldığı alanda gözükür.
E-Fatura ya da e-Arşiv Fatura oluştururken “VKN/TCKN” ile belirtilen alana faturanın kesileceği kişi/kurumun Vergi Kimlik Numarası ya da T.C. Kimlik Numarası yazılmalıdır. Bu alan doldurulunca firma ünvan bilgileri otomatik olarak formda gözükecektir.
Faturayı düzenleyen satıcının vergi kimlik numarası, satıcının adının ve adres bilgilerinin bulunduğu bölümde, “Vergi Kimlik Numarası” ya da kısaca “VKN” başlığı altında yazar.
Faturayı alan müşterinin (şirket ya da şahıs) vergi kimlik numarası, alıcı bilgileri kısmında yine “Vergi Kimlik Numarası” veya “VKN” başlığı ile belirtilir, aynı şekilde satıcının bilgileri de yer alır.
Türkiye’deki VKN Uygulamaları ve Hukuki Dayanak
Vergi Usul Kanunu’nda; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişinin bir vergi numarası sahibi olması ile ilgili hüküm yer alır. Tüzel kişiler için sadece VKN kullanımı geçerliyken, gerçek kişiler ve şahıs şirketleri VKN yerine T.C. kimlik numarasını da kullanabilir.
Suudi Arabistan’da e-fatura uygulamasının ikinci aşaması başladı. Kimler e-faturaya geçmeli ve uyum süreci nasıl işleyecek? Detayları bu yazıda okuyabilirsiniz…
Suudi Arabistan’da e-fatura nedir?
Kağıt faturaların, elektronik ortamda oluşturulması, gönderilmesi ve saklanması fikriyle ortaya çıkan e-faturaların kullanımı dünyanın her yerinde hızla yaygınlaşıyor. Suudi Arabistan’da da son yıllarda bu konuda önemli adımlar atılıyor. Suudi Arabistan’da e-fatura geçiş sürecinin güncel bilgilerine geçmeden önce ilk aşamalarda neler yapıldığını şu şekilde özetleyebiliriz:
Suudi Arabistan’da e-fatura sisteminin tarihi
2020’de Suudi Arabistan Zekat, Vergi ve Gümrük Kurumu (ZATCA), iki aşamadan oluşan e-faturaya geçiş sürecini ilan etmişti. Suudi Arabistan’daki e-fatura uygulamasının birinci aşamasında ülkede ikamet eden ve vergiye tabi olan tüm kişilerin faturalarını elektronik olarak kesmesi ve saklaması isteniyordu ve uygulama 4 Aralık 2021’den bu yana yürürlükteydi. ZATCA’nın 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren uygulamaya koyduğu ikinci aşama ise ek gereklilikler getirdi. Ancak bu gereklilikler başlangıçta tüm Suudi Arabistan e-fatura mükellefleri için zorunlu olmadı. Öte yandan ZATCA, süreci hızlı ve planlı ilerletmedeki niyetini de göstererek, e-fatura uygulamasının ikinci aşamasındaki gereklilikleri, ülkede mukim olan tüm vergi mükelleflerini kademeli olarak kapsayacak şekilde planladı.
E-fatura, Suudi Arabistan’da zorunlu mu?
Suudi Arabistan’da e-fatura kullanımı, yabancı şirketler de dahil olmak üzere Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren tüm işletmeler için geçerli. Bu nedenle burada faaliyet gösteren tüm şirketlerin ilgili sınırlar içine girip girmediğini takip ederek uyumluluk göstermesi gerekiyor. Uymayan şirketler için de cezai yaptırımlar bulunuyor.
Suudi Arabistan’daki e-fatura uygulamasının ikinci aşaması kimleri kapsıyor?
ZATCA ikinci aşamayı, ilk açıkladığı tarihten biraz daha erteleyerek ve daha küçük bir vergi mükellefi grubuyla başlayarak kademeli şekilde uygulamaya aldı. 24 Haziran 2022’de yaptığı açıklamayla 2021 döneminde yıllık geliri 3 milyar riyalden (yaklaşık 800 milyon ABD doları) fazla olan vergi mükelleflerini, 1 Ocak 2023’ten itibaren uygulama kapsamına aldı. Sonraki eşik ve ilgili gruplar için bilgilendirmeleri de en az altı ay önceden yapacağını bildirdi.
Suudi Arabistan’da e-faturanın ikinci aşamasına uyum nasıl sağlanacak?
Suudi Arabsitan’da e-fatura uygulamasının ikinci aşamasında ise kullanıcıların dikkat etmesi gereken teknik gereksinimler ve uyumluluk şartları açıklandı.
Teknik gereksinimler ve uyumluluk: İkinci aşamada verilen bilgilere göre vergi mükellefleri tüm e-faturalarını ve elektronik dekontlarını (alacak ve borç dekontlarını) XML formatında (UBL 2.0) oluşturmak zorunda. Fatura içeriğiyle ilgili ise farklı gereklilikler bulunuyor. Tüm e-faturalarda ve e-dekontlarda aşağıdakilerin yer alması zorunlu:
Önceki faturanın hash değeri
Benzersiz Evrenler Tanımlayıcı
Bir QR kodu.
Öte yandan vergi faturalarına (işletmeler arası – B2B) ve sadeleştirilmiş faturalara (işletmeler ile tüketiciler arası – B2C) ilişkin e-fatura gereklilikleri arasında farklılıklar var ve bu nedenle farklı türden faturalar için farklı API’ler geliştirildi. Ve açıklamaların yapıldığı dönemde şu bilgiler verildi:
Vergi faturaları Sürekli İşlem Denetimi (CTC) rejimine tabi olacak. Açıklamak gerekirse; sistem onaylama e-faturası olarak kategorilendirilebilecek. XML fatura gerekli içeriklerle birlikte oluşturulduktan sonra, onayın API’si üzerinden tamamlanması için vergi dairesinin portalına (ZATCA platformuna) iletilecek. ZATCA platformu onay kanıtı olarak ZATCA’nın mührünü faturaya vuracak ve bu işlemden sonra fatura hukuki geçerlilik kazanacak. İmzalanan XML tedarikçiye geri gönderilecek ve böylece tedarikçi imzalı XML faturayı ya da XML ile birlikte insanlar tarafından okunabilecek bir versiyonu (gömülü XML içeren PDF A-3) göndereceğini belirleyebilecek. İnsanlar tarafından okunabilecek versiyon PDF A-3 (gömülü XML ile) formatında olmak zorunda.
Sadeleştirilmiş faturalar ise CTC raporlama rejimine tabi olacak. Gerekli içeriklerle birlikte XML fatura oluşturulduktan sonra, tedarikçinin şifreli mührü kullanılarak imzalanacak. Ardından satıcı, faturanın basılı bir nüshasını alıcıya verecek. Vergi mükellefi 24 saat içinde imzalı XML’i, raporlama API’si üzerinden ZATCA platformuna bildirmek zorunda.
Suudi Arabistan e-Fatura Saklama
Vergi mükelleflerinin e-faturaları elektronik formatta saklaması gerekiyor. Faturaların saklanmasına ilişkin belli başlı gereklilikler bulunuyor. Örneğin; ana kural olarak faturaların ülke içinde saklanması zorunlu ve sadece belli koşullarda faturaların yurt dışında depolanmasına izin veriliyor. E-Fatura çözümlerinin, vergi mükelleflerinin e-faturaları indirerek çevrimdışı ortamda depolamasına imkân tanıması gerekiyor.
E-faturaya geçiş yapacak firmalar için gerekli belgeler ve süreçler
Suudi Arabistan e-fatura uygulamasında faturaların içerikleri türlerine göre değişebiliyor. Bunların ZATCA’nın açıkladığı bilgiler doğrudan takip edilerek ya da uzmanlardan danışmanlık alarak şirketlere uyarlanması gerekiyor.
Suudi Arabistan’da e-fatura yazılımı nasıl seçilir?
Suudi Arabistan e-fatura uygulamasına uyum sağlamak, belirtilen özellikleri içeren doğru şekilde faturaları üretmek, iletmek ve saklamak için şirketler kendi yazılımlarını kurabilmekle beraber, Sovos gibi özel entegratörlerin sistemlerini de kullanabilirler. Her iki koşulda da ZATCA’nın Fatura portalıyla entegrasyon gereklidir. Suudi Arabistan e-fatura uygulamalarını düzenli olarak takip eden bir özel entegratörden bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
e-Fatura kullanımı dünya genelinde başlangıçta bir zorunluluk olarak gözükse de işletmeler için pek çok faydası bulunuyor. Bu faydalar arasında zaman ve maaliyet tasarrufu öne çıkıyor. Daha detaylı açıklamak gerekirse: e-fatura kullanımı sayesinde, tüm faturaları tek bir platformdan ve uzaktan erişimle takip edebilmek, manuel süreçleri ve onlara bağlı maliyetleri ortadan kaldırmak mümkün. Dijital ortamda on yıl boyunca arşivleme imkanı, faturaların güvenle saklanmasını ve çok daha akıcı denetim süreçleri sağlıyor. Bu da denetimde yaşanabilecek riskleri en aza indiriyor. Dijital faturaları hızlı bir şekilde kesip alıcıya göndererek erken ödeme almayı kolaylaştırarak ödeme süreçlerini hızlandırabiliyorsunuz
Harekete Geçin
Tüm dünyada müşterilerine e-dönüşüm uyumluluğu sağlayabilen Sovos ile, dünyanın her yerinde işletmenizi sorunsuz bir şekilde yönetebilirsiniz.
Son aylarda Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan yeniliklerle e-defter kullanımlarında değişiklikler yaşandı. Cezai yaptırımları da olan bu değişikliklerin neler olduğunu, ne anlama geldiğini ve hangi tarihlere kadar uygulanmaya başlanması gerektiğini sizin için derledik…
Türkiye’de 2012 yılında e-defter yükümlülüğü ile başlayan verginin dijital dönüşümü, yeni tebliğlerle, mevcut tebliğlerdeki değişikliklerle her yıl üstüne eklenerek yolculuğuna devam ediyor. Vergi dünyasındaki ilk elektronik belge olan e-defterin gelişimi de bu şekilde sürüyor. Son dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından e-defter kullanımı ve saklanması/iletilmesi gibi süreçlerde yenilikler yapıldı. Bu değişiklikler özetle şu ana başlıkları içeriyor:
Kağıt Defterler “Yok” Sayılıyor
Gelir İdaresi Başkanlığı, 21.05.2024 tarihinde “Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 4)” adlı bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğin söylediği en önemli şeylerden biri, o dönem itibarıyla e-defter’e geçme zorunluluğu olan fakat geçmeyen mükelleflerin “mutlaka elektronik defter oluşturması gerektiği” ve bu mükelleflerin tuttukları kağıt defterlerin artık yok sayılacağıydı.
Tebliğde ayrıca istisnai durumlardaki zorunlulukların nasıl uygulanması gerektiğine dair bilgi paylaşıldı. Eğer aşağıdaki başlıklardan biri hakkında bilgi almak istiyorsanız, tebliği detaylı bir şekilde incelemeniz faydalı olacaktır:
Mükellefiyeti bulunan gerçek kişiden ticari şirkete dönüşme
İflas eden ancak daha sonra iflası kaldırılan şirketler
İşi bırakıp sonra tekrar mükellefiyeti bulunan gerçek kişi mükellefler, bilanço esasına göre defter tutma yükümlülüğünün bulunması halinde
Bununla birlikte aynı tebliğ ile defter gönderim son gününde de de değişiklik yapıldı. Normal hesap dönemi kullanan mükellefler için bu süre eskiden “takip eden 3. ayın son günü” şeklindeyken,yeni tebliğ ile beraber“4.ayın 10. günü” şeklinde değiştirildi. Tebliğdetarihlerle ilgili bir de tabloya yerildi. Aşağıda detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Özel hesap dönemini kullanan mükelleflerin, tabloda yer alan bilgileri, hesap dönemlerinin başlangıç ve bitiş aylarına uygun olarak dikkate almaları gerekiyor.
Aylık Yükleme Tercihinde Bulunulması Halinde
Geçici Vergi Dönemleri Bazında Yükleme Tercihinde Bulunulması Halinde
Dönem
Gelir Vergisi Mükellefleri
Diğer Mükellefler
Dönem
Gelir Vergisi Mükellefleri
Diğer Mükellefler
Ocak
Mayıs ayının 10 uncu gün sonu
Mayıs ayının 14 üncü gün sonu
Ocak-
Şubat-
Mart
Haziran ayının 10 uncu gün sonu
Haziran ayının 14 üncü gün sonu
Şubat
Haziran ayının 10 uncu gün sonu
Haziran ayının 14 üncü gün sonu
Mart
Temmuz ayının 10 uncu gün sonu
Temmuz ayının 14 üncü gün sonu
Nisan
Ağustos ayının 10 uncu gün sonu
Ağustos ayının 14 üncü gün sonu
Nisan-
Mayıs-
Haziran
Eylül ayının 10 uncu gün sonu
Eylül ayının 14 üncü gün sonu
Mayıs
Eylül ayının 10 uncu gün sonu
Eylül ayının 14 üncü gün sonu
Haziran
Ekim ayının 10 uncu gün sonu
Ekim ayının 14 üncü gün sonu
Temmuz
Kasım ayının 10 uncu gün sonu
Kasım ayının 14 üncü gün sonu
Temmuz-
Ağustos-
Eylül
Aralık ayının 10 uncu gün sonu
Aralık ayının 14 üncü gün sonu
Ağustos
Aralık ayının 10 uncu gün sonu
Aralık ayının 14 üncü gün sonu
Eylül
Ocak ayının 10 uncu gün sonu
Ocak ayının 14 üncü gün sonu
Ekim
Şubat ayının 10 uncu gün sonu
Şubat ayının 14 üncü gün sonu
Ekim-
Kasım-
Aralık
Gelir vergisi beyannamesinin verileceği ayı takip eden ayın 10 uncu gün sonu
Kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği ayı takip eden ayın 14 üncü gün sonu
Kasım
Mart ayının 10 uncu gün sonu
Mart ayının 14 üncü gün sonu
Aralık
Gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin verileceği ayı takip edenayın 10 uncu günü sonuna kadar.
Kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği ayı takip eden ayın 14 üncü gün sonu
İkincil Saklamaya Gerek Kalmadı
Yukarıdaki tebliğin hemen ertesi günü GİB, “e-Defter Uygulama Kılavuzu”, “e-Defter Uygulaması Web Servis Kılavuzu” ve “e-Defter Saklama Kılavuzu”na değişiklikler yaptı ve bununla ilgili bir duyuru yayınladı. “e-Defter Uygulamasına Dahil Olan Mükelleflerin Ve Uyumlu Yazılım Firmalarının Dikkatine” başlığıyla yayınlanan bu duyuru ile birlikte elektronik defterlerin gönderildiği adres değişmiş oldu.
Duyurunun yayınlandığı ile 22.05.2024 itibariyle, sektörde ikincil saklama adıyla bilinen, GİB’in mükelleflere bu zorunluluk için sunduğu “e-Defter Saklama Uygulaması” da son buldu. Çünkü GİB, sadece beratların değil, defterlerin (Yevmiye ve Kebir) kendisinin de gönderilmesi gereken bir uygulama başlattı. Böylece ikincil bir saklamaya ihtiyaç kalmadı. Eskiden sadece yevmiye ve kebir beratları GİB’e gönderilirken, bu duyuru ile birlikte her bir parça için “Yevmiye + Yevmiye Beratı” ikilisi ve aynı şekilde “Kebir + Kebir Beratı” ikilisi tek bir ZIP doyasında olacak şekilde Gelir İdaresi Başkanlığı’na gönderilmeye başlandı. Herhangi bir aracı kullanmadan doğrudan GİB’e kendi evraklarını ileten şirketlerin ve şirketler ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasında bu işlevi göre tüm özel entegratörlerin çok hızlı bir şekilde değişikliğe adapte olması gerekiyordu. Sovos’un uzman ekipleri hızla değişikliğe uyum sağlayarak sistemlerini, e-defter ürünlerini güncelledi. GİB tarafından değişikliğin yapılması için belirtilen son tarih olan 10.06.2024’ten önce, müşterilerinin yeni yöntemle defter göndermelerine olanak tanıdı.
Aynı duyuruda GİB, şirketlerin üzerinden iş yükünü önemli ölçüde alan “Muvafakatname” özelliğini de getirdi. Bu özellikle beraber mükellefler, defterlerinin uyumlu yazılım firmalarının ya da meslek mensuplarının kendi imzası ile imzalanmasına izin verebilir hale geldi. Bunun için şirketlerin GİB’in “Digital Vergi Dairesi” platformundan ilgili özel entegratörü seçerek başvuru yapması yeterli. Tabii özel entegratörün hali hazırda ilgili geliştirmeleri yapmış olması gerekiyor.
e-Defter Zorunluluğu Kapsamına Yeni Mükellefler Eklendi
05.06.2024 tarihinde GİB’in e-defter mükellefleri ve uyumlu yazılım firmalarına yönelik yayınladığı duyuru ile birlikte, “bir sonraki duyuruya kadar” Elektronik Defter Raporu gönderimi durduruldu. Konuyla ilgili o tarihten bugüne herhangi bir ek duyuru yayınlanmadı.
15.08.2024 tarihinde ise Gelir İdaresi Başkanlığı bir taslak tebliğ yayınladı. Bu tebliğ 08.11.2024 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak resmi hale geldi. “Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” şu yenilikleri içeriyor:
Defter zorunluluğu kapsamına, bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ile ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler eklendi. Daha önce e-faturaya geçiş zorunluluğu olanlar ile bağımsız denetime tabi olan firmalar bu kapsamda yer alıyordu. Bu yeni belirlenen mükelleflere 01.01.2025’ten tarihinden itibaren e-deftere geçiş zorunluluğu getirildi. Özel hesap dönemi kullanan mükelleflerin ise 2025 yılı içinde başlayan hesap dönemi başından itibaren geçişlerini tamamlamaları gerekeceği belirlendi.
İlgili tebliğde, defter ve berat dosyalarının beyan edilme günlerinde değişiklik yapıldı. Buna göre: gelir vergisi mükelleflerinde, ilgili olduğu ayı takip eden dördüncü ayın 10’uncu günü sonuna kadar; diğer mükelleflerde ilgili olduğu ayı takip eden dördüncü ayın 14’üncü günü sonuna kadar ilgili dosyaların oluşturulmaları ve beyan edilmeleri gerekiyor.
Yine aynı tebliğde, uyumlu yazılım firmaları için cezai maddeler de açıklandı. Bu bölümde Vergi Usul Kanunu’na göre ilgili firmalara ceza kesilebileceği gibi, kendilerine verilen süre içerisinde eksiklikleri gidermeyen uyumlu yazılım firmalarının ve giderilmesi istenen eksikliği aynı takvim yılı içerisinde birden fazla kez tespit edilen firmaların, uyumlu yazılım izinlerinin Başkanlık tarafından iptal edilebileceği vurgulandı.
Tüm bu değişikliklerle birlikte uyumlu yazılım firmalarına yönelik yaptırımların da artırılması Gelir İdaresi Başkanlığı’nın e-defterin kapsam alanını genişletme konusundaki kararlılığının önemli bir göstergesi. Dünya genelinde artık e-dönüşümün faydaları kadar, bu değişikliklere uymayan şirketlere uygulanacak yaptırımlar da konuşuluyor. Dijital dönüşümün zorunluluk haline geldiği, gelişmelerin sıkı sıkı takip edilmesi gereken bu dönemde, GİB tarafından yapılan tüm yeniliklerden haberdar olmak ve hızla uyumlanmak için ekiplerimizle iletişime geçebilirsiniz.
Harekete Geçin
Türkiye’deki e-dönüşüm uygulamalarına ilişkin son güncellemeler ve zorunluluk kapsamları hakkında tüm detayları öğrenmek için uzman ekibimizle iletişime geçin.
SAP ve Sovos ortaklığında düzenlenecek webinarda:
“Grow with SAP” hakkında son güncellemeleri,
Grup Şirketi veya Büyük Ölçekli Şirket olarak Public Cloud’u nasıl kullanabileceğinizi,
Türkiye’deki veya Yurtdışındaki yasal ihtiyaçlarınızı DRC ile nasıl kaşılayabileceğinizi,
Ve daha fazlasını tüm detayları ile öğrenebilirsiniz. Soru-Cevap bölümünde aklınıza takılan tüm soruları iletebilirsiniz.
📝 Kayıt İçin: Webinarı canlı izleyemek ve/veya yayın sonrasında yayın kaydı ile sunumun sizlerle paylaşılması için formu doldurmayı unutmayın.
Ajanda:
GROW with SAP: Public Cloud Kullanımı Yaygınlaşıyor
Public Cloud’da Yasal Uyumluluk
Sovos, SAP ile Dönüşüyor
e-Dönüşüm Danışmanlığının Önemi
Soru & Cevap
Serimizin ilk blogunda SAP Clean Core kavramını ve bu kavramın iş dünyası üzerindeki etkisini, özellikle deERP ‘ yi operasyonel ihtiyaçları karşılayacak şekilde özelleştirme becerisini tanıtmıştık .
İkinci bölümde, işletmelerin iş hedeflerini daha iyi destekleyen ve vergi ve uyum yönetimlerini olumlu yönde etkileyen bir sistem oluşturmak için SAP Clean Core ilkelerininasıl kullanabileceklerini ele almak istiyorum .
Temiz Çekirdek Neden Bir İş Önceliği Haline Geliyor?
Geçen yıl Forbes’da yayınlanan SAP başlıklı bir makalede : Modern Yazılımın Neden ‘Temiz Bir Çekirdeğe’ İhtiyacı Var başlıklı makalede yazar, bana göre doğru bir şekilde, çekirdeği özelleştirerek işlevsellik eklemenin eski yolunun genellikle aşırı karmaşık, hantal ve maliyetli hale geldiğini savunuyor. Biri öngörülebilirliğe, diğeri ise keşfe odaklanan iki bileşeni birbirinden ayıran yeni bir modelin nasıl geliştirildiğini açıklıyor. Bu evrim modeli ‘bimodal BT’ olarak
bilinmektedir. Şimdi, bimodal BT yeni bir terim değildir. TechTarget’a göre Gartner tarafından 2014 yılında ortaya atılmışve Nisan 2015’te analistler Simon Mingay ve Mary Mesaglio tarafından “How to Achieve Enterprise Agility with a Bimodal Capability,” başlıklı bir Gartner raporuna konu olmuştur.
Peki, konuyla ilgili bu tarih dersi neden? Teknoloji platformlarının aşırı özelleştirilmesinin yeni bir endişe kaynağı olmadığı gerçeğini ortaya koymanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bir süredir var, ancak değişen şey onu çevreleyen ortam.
Günümüzde dijital ekonomiler, geleneksel yöntemlerin ve karşı önlemlerin artık etkili olmadığı bir hızda ilerliyor. Günümüzün ortamları daha fazla yapı, standardizasyon ve esneklik talep ediyor, böylece istendiğinde hızlı tepki verebiliyorlar.
Çeviklik Neden Önemlidir?
Son on yılda, teknoloji sektörünün temel alanlarında çevikliği kritik hale getiren bir patlama gördük. İster siber saldırılara hazırlanmak olsun, ister iş fırsatlarından yararlanmak için verileri hızlı bir şekilde analiz etme becerisi olsun, çeviklik cephaneliğinizde önemli bir araçtır ve eski yöntemler bunu karşılamamaktadır.
Günümüzün dijital ekonomileri yeni teknolojilerin hızla benimsenmesini gerektiriyor. Bu değişikliklere ayak uydurmanın önemli bir adımı, SAP Clean Core ilkeleriyle uyumlu, iş açısından kritik bağlantılı teknolojileri benimsemektir.
Temiz Çekirdek ilkeleriyle uyumlu küresel bir uyumluluk çözümünün benimsenmesi, gelişmeye devam eden dijitalleşmenin hızına ayak uydurabilmeniz için kritik hale gelecektir.
Temiz Çekirdek’in Vergi ve Uyumluluk Üzerindeki Etkisi
Teknolojinin küresel ölçekteki etkisini vergi ve uyumluluk alanından daha fazla hisseden belki de başka bir iş kolu yoktur. Son on yılda devlet vergi makamları tarafından yapılan yoğun yatırımlar, vergi yükümlülüklerinin toplanması ve havale edilmesi sürecini tamamen değiştirmiştir.
Vergi açıklarını kapatmak veya ortadan kaldırmak amacıyla, vergi verilerini toplama, analiz etme ve olaydan sonra havale etme günleri geride kaldı veya yakında geride kalacak. Bugün, her şey işlemin tüm spektrumunda gerçek zamanlı analizle ilgili. Bu da değişen düzenleyici ortamlara hızla adapte olabilen ve her işlemde uyumluluğu sağlayan otomatik vergi platformlarının kullanılmasını gerektiriyor.
Temiz Çekirdek ilkelerini uygulayan işletmeler artık çekirdek SAP ortamlarını özelleştirmeye gerek kalmadan teknoloji yığınlarına özel ve son derece işlevsel uyumluluk platformları ekleyebilirler. Bu da uzun test döngüleri, özelleştirme ve aksi takdirde gerekli olacak manuel süreç güncellemelerinin birçoğuna olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.
Sıradaki
Clean Core’un belirli vergi süreçlerini nasıl etkilediğini daha derinlemesine inceleyeceğimiz bu serinin bir sonraki bölümü için bizi izlemeye devam edin. Gelecek bölümler şunları kapsayacaktır:
Bölüm V: Verginin BT’ye bağımlılığını ortadan kaldırmak
Başarı Hikayesi: 3E INOVASYON
3E INOVASYON
KOBİ’lerin gelişen teknolojiye ayak uydurarak, bu alanda daha rekabetçi olabilmeleri için çalışan 3E İnovasyon; e-fatura, e-arşiv, e-defter, e-irsaliye, e-smm, e-mm ve e-imza hizmetleri veriyor. KOBİ’lerin dijital ortama geçiş ihtiyaçlarını iyi anlayarak onlara özel çözümler üretiyor.
Neden Sovos?
“Dört yaşındaki şirketimiz, Sovos ile iş birliğimiz sayesinde büyüyor. Mikro ölçekli KOBİ’lerle çalışırken, onların hayatlarını kolaylaştırabilmek; yol arkadaşımız olan mali müşavirlerin işlerini hızlandırarak müşterilerimize katkı sunabilmek bizim için çok önemli. Sovos Ürün Geliştirme Ekibi, bizlerden -yani sahadan- gelen talepleri hızlı bir şekilde değerlendirerek, hayat kolaylaştıran çözümlere imza atıyor. Sovos’un teknik gücünü arkamıza alarak yarattığımız memnuniyet, bize güven veriyor.”
Aktif e-ticaret faaliyeti yürüten satıcı ve KOBİ’lerin online satış kanallarını entegre eden Dopigo; sipariş yönetimi, ürün yönetimi, e-fatura entegrasyonu, muhasebe entegrasyonu, lojistik entegrasyonu gibi alanlarda operasyonu kolaylaştıran çözümler sunuyor.
Neden Sovos?
“Bulut tabanlı entegrasyon çözümlerimizle 1000’in üzerinde müşteriye hizmet sunarken, bizi tercih eden kişilerin en önemli iki ihtiyacının farkındayız: süreçleri kolaylaştırmak ve güven duymak. Süreçleri kolaylaştırmak için, 40’ın üzerinde entegrasyon çözümümüzle, e-ticaret satıcıları ve KOBİ’ler için stok güncellemesi, ürün yönetimi, sipariş yönetimi, kargo yönetimi, e-fatura süreçleri gibi ihtiyaç duydukları her alanı tek ekrandan takip edip yönetebilecekleri çözümler sunuyoruz. Sovos gibi alanında uzman iş ortakları ile yasal zorunlulukları hızlı şekilde uygulamaya geçirerek ve gerekli yönlendirmeleri yaparak güven sağlıyoruz. Sovos ile iş ortaklığımızda altı yılı geride bıraktık. Günlük 20 bin fatura kesen müşterilerimiz için bile sorunsuz şekilde süreçlerimizi yürütüyoruz. Her geçen yıl üzerine biraz daha katarak iş birliğimizi sürdürüyoruz.”
Biliyor muydunuz? SAPInsider’ın finans ve vergi sektöründen 138 kişiyle gerçekleştirdiği bir ankete göre, katılımcıların %64’ü vergi teknolojisi yeniliklerini hayata geçirerek verimliliklerini artırmayı planlıyor.
Vergi teknolojisindeki yenilikler, birbirine bağlı birçok faktör nedeniyle SAP müşterileri için en öncelikli konulardan biri haline geldi. Küresel ölçekte uyum gerekliliklerinin giderek karmaşıklaşması, verginin ERP dönüşüm süreçlerinde daha da kritik bir rol üstlenmesine yol açtı.
Bu rehberde, SAP dönüşümü sürecinden geçen müşterilerimizden aldığımız en sık soruları yanıtlayacağız. ERP ve vergi motoru uygulamalarınızı en verimli şekilde nasıl yöneteceğinizi öğrenmek için e-kitabı indirin.
Titiz bir değerlendirme sürecinin ardından Sovos, PDP statüsü verilen seçkin vergi uyum yazılımı sağlayıcıları arasında yer aldı
PARİS, 27 Ağustos 2024 – Sovos, her zaman ulaşılabilir uyumluluk şirketi olarak, bugün resmi bir Plateforme de Dématérialisation Partenaire (PDP) olarak Kayıt Numarası (n°0004) aldığını duyurdu. Bu unvan, Fransız Vergi Otoritesi olan Kamu Maliyesi Genel Müdürlüğü (DGFiP) tarafından, e-faturaları kamu faturalama portalına veya başka bir Özel Faturalama Platformuna (PDP) ileten, ayrıca zorunlu veri, rapor ve durumları kamu portalına aktaran üçüncü taraf özel platform ortakları için kullanılır.
Fransa, aşamalı bir yaklaşımla uygulanacak ve başlangıç olarak Eylül 2026’dan 2027’ye kadar en büyük şirketleri hedef alan, büyük bir e-fatura ve e-raporlama reformunu hayata geçirmeye hazırlanıyor. Mayıs 2023’ten bu yana, yazılım yayıncıları ve kurumsal kaynak planlama (ERP) sağlayıcıları, kayıtlı bir KAP olmak için Fransız hükümetine başvuruda bulunmaya davet edildi. Bu zorlu başvuru süreci, tüm potansiyel sağlayıcıların yönetmelik gerekliliklerinin her unsurunu karşılayabildiklerinden emin olmak için diğer PDP adaylarıyla birlikte çalışabilirlik testlerini tamamlamalarını gerektiriyordu. Sovos şu ana kadar 70 başvuru arasından sertifika alan birkaç firmadan biri oldu.
Sovos Ürün ve Strateji Müdürü Steve Sprague, “Sovos’un sertifikalı bir PDP sağlayıcısı olarak seçilmesi, uygulamamızın gücünü ve sürdürdüğümüz sağlam profesyonel ilişkileri yansıtıyor” dedi. “Yetkinin tüm unsurlarını yerine getirme kabiliyetimiz hiçbir zaman sorgulanmadı ve bu ilk test aşamasında gösterilmeye başlandı ve Kamu Portalı ile yapılacak testler sırasında da teyit edilecek. Sertifikalı bir sağlayıcı olarak Fransız hükümetine yardımcı olmayı dört gözle bekliyoruz.”
KAP sahipleri bu e-fatura ve e-raporlama yetkisinde kilit bir rol oynayacaktır. Sertifikalı üçüncü taraflar olarak bu portallar, şirketler ile Fransız hükümeti arasında bir arayüz görevi görerek faturaların düzenlenmesi ve alınmasında doğrudan yer alacaklardır. Amaç, şirketlerin hem gelen hem de giden elektronik faturalarını iletme yöntemlerini ve formatlarını seçebilmeleri ve faturalama, işlem ve ödeme verilerini yetkililere iletme zorunluluğu getirmeleridir.
Sovos Hakkında
Sovos, uyumluluğu bir zorunluluktan büyüme için güce dönüştürüyor. Amiral gemisi ürünümüz olan Sovos Compliance Cloud platformu, işletmelerin dünya genelindeki her vergi yükümlülüğünü tanımlamasına, belirlemesine ve raporlamasına olanak tanır. Sovos, yılda 14 milyardan fazla işlem gerçekleştirerek şirketlerin 196 ülkede uyumluluk stratejilerini ölçeklendirmelerine yardımcı oluyor.
Fortune 500’ün yarısı da dahil olmak üzere 100.000’den fazla müşteri Sovos’un mevzuat uzmanlığına ve iş uygulamalarıyla benzersiz entegrasyonuna güveniyor. sovos.com adresinden daha fazla bilgi edinin.
Birçok kişi e-belgelerin uzun bir süre Türkiye’nin yanı sıra sadece Latin ve Güney Amerika’da uygulanacağını düşünse de bu tür düzenleyici standartlar hızla tüm dünyaya yayılıyor. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketlerin fark etmeye başladığı gibi, Türkiye’de 10 yılı aşkın süredir yaşanan “verginin dijital dönüşümü”nün benzerleri, bir süre sonra dünyanın neresinde iş yaparsanız yapın, uyumlanmanız gereken süreçler olarak karşınızda duracak…
Dünya genelinde hükümetler, vergi idareleri ile işletmeler arasındaki açığı kapatmak için dijital araçlardan yararlanmaya yönelik hızlı adımlar atıyor. Sadece yerel çalışmalar yapan şirketler için Türkiye’deki vergi sistemine uyumlanmak yeterli olsa da yurt dışı bağlantısı olan şirketler için durum farklı.
Her ülkenin standartları, uygulamaları ciddi farklılıklar gösteriyor. Amaç aynı olsa da birbirinden çok farklı dijital vergi sistemleri inşa ediliyor. Şirketlerin bunlara uyumlanabilmesi için ya Sovos gibi doğrudan dünyanın her yerinde hizmet sunabilen servis sağlayıcılarla çalışmaları ya da kendi içlerinde çok sağlam temeller inşa etmeleri gerekiyor.
KPMG’den Kathya Capote Peimbert’in belirttiği gibi: “Yasal uyumluluklar bir evi inşa etmek gibidir. Her şey güçlü bir temel ile başlar. Mevzuat uyum temeliniz doğru bir şekilde oluşturulduktan sonra, başarılı bir şekilde üzerine inşa etmeye ve genişletmeye devam edebilirsiniz. Eğer işletmeler gerekli altyapıya sahip değilse, yeni yönetmelikler ve talimatlar ortaya çıktıkça, bunlara karşı hazırlanma ve süreçleri yönetme konularında sorun yaşamaya başlarlar.”
Bilgi Teknolojileri Ekipleri Sahnede
Eskiden vergi, işten “çok sonra”nın konusuydu. Bugün ise “günün konusu.” Ertelenebilen, daha sonra düzenlenebilen değil, gerçek zamanlı bir sorumluluktan bahsediyoruz. Dijital yürütülmesi gereken bir sorumluluk. Dolayısıyla bu artık sadece finans/muhasebe ekiplerinin görev alanında olmaktan çıkıyor. İster istemez Bilgi Teknolojileri (BT) ekipleri sürece dahil oluyor.
BT ekipleri de farkında: Hataların fark edilmediği, yavaş işleyen, diğer teknolojilerle konuşamayan sistemlerle bu çevikliğe uyum sağlamak mümkün değil. Ve şunu kabul edelim: vergi teknolojileri çok karmaşık yapılar.
Bununla birlikte sürecin, ilgili tüm ekiplerin iş birliğinde yürütülmesi gerekiyor. Finansal süreçleri takip edip gereklilikleri yerine getiren bir ekip, bununla ilgili teknolojiyi sunan ve güncel tutan bir ekip ve yasal düzenlemeleri, yapılan değişiklikleri takip eden, anlayan ve uyarlayan bir ekip… İşletmelerin, gereklilikler hakkında bilgi sahibi olmak için iyi bir yöntemleri yoksa, onlar için her şey sürpriz oluyor ve her seferinde kendilerini sıfırdan başlıyormuş gibi hissediyorlar. Paniğe kapılıyorlar. Çünkü bazı düzenlemeler hükümetler tarafından 2-3 gün gibi kısa sürelerde bile talep edilebiliyor. Diğer yandan Christiaan Van Der Valk tarafından aktarılan bilgilere göre yükümlülük tarihleri çok ileride olsa da hissiyat farklı değil.
Asla Yeterli Zaman Yok
Christiaan Van Der Valk diyor ki: “İşletmelerle konuştuğunuzda, en yaygın çıkarım, yeni bir talimata hazırlanmak için ne kadar zamanları olursa olsun, diğer şirket öncelikleri nedeniyle bunun her zaman çok az olduğudur. Bunun iyi bir örneği, iş camiası ve hükümetin bir talimat oluşturmak için iki yıldan uzun bir süredir çalıştığı ve birçok işletmenin hazırlık konusunda yine de geç kalacağını duyduğum Fransa’da görülüyor. Bu durum kuruluşların yapılandırılmış bir plana sahip olmamasından kaynaklanıyor.”
Çok Uluslu Şirketler İçin Zaman Daralıyor
Avrupa Birliği genelinde, raporlamaya yönelik yeni talimatlar ve kılavuz ilkelere ilişkin daha büyük bir küresel eğilimin parçası olan yeni gelişmeler yaşanıyor. “Dijital Çağda KDV” (ViDA – VAT in the Digital Age) adlı çok büyük bir girişim ortaya atıldı. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından geliştirilen bu program ile AB ülkelerinin mevcut KDV sistemini iyileştirmek ve dolandırıcılığı daha iyi önlemek için teknolojiyi kullanmak hedefleniyor. Bu teklifin yasalaşması, şirketlerin bu ülkelerde faaliyet gösterme şeklinde önemli değişikliklerin meydana geleceği anlamına gelecek. Tabii AB ülkelerini de e-dönüşüm sürecinde daha hızlı yol almaya yönlendiren bir adım bu.
Bu sistemin e-ticarettte, diğer üye ülkelerdeki tüketicilere satış yapan işletmelerin tüm AB için yalnızca bir kez kayıt yaptırmalarına ve KDV yükümlülüklerini tek bir dilde tek bir online portal üzerinden yerine getirmelerine olanak tanımak gibi imkanları da olacak.
Uzmanlar, önümüzdeki iki ila dört yıl içinde dünya genelinde 50’den fazla yetki alanında yeni talimatlar uygulanmaya koyulacağını söylüyor. Faaliyet göstermek için gereken farklı uyum yükümlülüklerinin sayısı arttığından ve bunları karşılamak için gereken zaman çizelgesi daha sıkışık hale geldiğinden bu durum çok uluslu şirketler için daha da önemli hale geliyor. e-Faturalama ve ViDA raporlamasını da içeren kapsamlı uyum stratejileri oluşturmak için çok uluslu şirketlerin önemli yatırımlar yapması gerekecek. Ve bu yatırımları geç kalıp, panik yaşamadan hayata geçirmesi, şirketlerin bu konudaki geleceğini belirleyecek.
Yönetim ekibine bu işin ciddiyetini anlatmak ve gerekli stratejileri kurmak için BT ekiplerine büyük rol düşüyor…
Başarı Hikayesi: Apps Akademi
Apps Akademi
Bilgi teknolojileri konusunda tecrübeli kadrosuyla uygulama danışmanlığı ve teknik destek hizmetleri veren Apps Akademi, kuruluşların iş süreçlerini iyileştirici danışmanlık hizmetleri de sunuyor. Dünyanın önde gelen kurumsal çözüm yazılımı şirketlerinden Oracle’ın Platinum seviyede iş ortağı olan Apps Akademi Danışmanlık, Oracle tarafından sunulan yeni nesil kurumsal çözüm yazılımlarının satış-pazarlama, teknik destek, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini veriyor. Mağazacılık sektöründe dünya devlerinin tercihi ve dünya çapında yüksek pazar payı ile öne çıkan CEGID Retail çözümlerinin Türkiye’deki ana iş ortağı olarak yer alıyor.
Neden Sovos?
“İş alanımız gereği Sovos ile aynı sektörde faaliyet gösteren pek çok benzer şirketle tanıştık ve çalıştık. Sovos’un sunduğu uzmanlığın ve teknolojilerin yanı sıra ekiplerinin gösterdiği davranışlar da iş ortaklığımızın temellerini atmış oldu. Sovos sadece entegrasyonlarımıza yardımcı olan bir kurum değil, ‘sorumluluk’ ve ‘uyumluluk’ konusunda önemli farklar yaratıyor. Hem birlikte iş yaptığı ortağını hem de müşteriyi ve projeyi sahiplenişiyle, her talep ve olası sorun için sorumluluk alıyor, mutlaka çözümün bir parçası oluyor. Diğer yandan iki sistem ya da sistemler arası uyumluluğun ötesinde, regülasyonlara olan uyumluluğu ve değişimlere hızlı adaptasyonu ile kritik başarılar sağlıyor. Lokalizasyonları sağlayan bir şirket olarak e-dönüşüm konusunda kendimizi tamamen Sovos’a emanet etmiş olmamız bir tesadüf değil.”
Ürün kalitesinde liderliği hedefleyen, her iş sürecinde sürekli kalite peşinde olmanın başarının anahtarı olduğuna inanan Çimentaş Grup, dünya çapında 80’den fazla ülkede yenilikçi yapı çözümleri sunan çok uluslu bir şirket olan Cementir Holding’in en önemli iştiraki konumunda. Beyaz ve gri çimento olmak üzere 13 milyon tonun üzerinde üretim kapasitesiyle, 18 ülkede faaliyet gösteren holding, her yıl yaklaşık 10 milyon ton agrega ve 5 milyon metreküp hazır beton satışıyla hem altyapı inşaatı ve bakımında hem de konut ve ticari inşaatlarda referans noktasını temsil ediyor.
Neden Sovos?
“Çimento, hazır beton ve atık sektöründe hem global bir grubun parçası olarak hem de ürünlerin doğası gereği pek çok konuda yerel hareket etmek zorunda olan bir iş yapış şeklimiz var. e-Fatura, e-İrsaliye gibi e-Belgelerin gündeme gelmesiyle Sovos ile tanıştık ve henüz o dönemde bile fiziksel ‘server’a ihtiyaç duymayan esnek yaklaşımları dikkatimizi çekti. Birlikte e-İrsaliyede Türkiye’de ilk hazır beton uygulamasını yaparak ilgili otoritelerin de dikkatini çektik ve e-Dönüşümde sektörün referans noktası haline geldik. Hazır beton yolda müşterinin, ürünün kodunun, teslimat adresinin değişebildiği, hassas ve çok değişken süreçlere sahip bir ürün. Müşterilerimizin teknoloji kullanım yoğunluğu oldukça düşük. Bu nedenle e-Belge süreçleri de oldukça zorlu. Bu kadar değişken bir yapıda e-belge süreçlerini hızlı ve aksama olmadan ilerletebilmek bizim için çok kıymetli.Sovos’un çözümlerini uçtan uca kullanıyoruz. Hem SAP hem bulut hem de özel entegrasyon konusunda tek bir servis sağlayıcı ile çalışmak riskli de olabileceği için bu seçim sürecini titizlikle yürüttük. Ürün ve çözümün kenetlenmiş olduğu yapısı, etkin bir Ar-Ge’ye sahip olması, ulusal ve uluslararası kullanım yaygınlığı, küresel deneyiminin yanı sıra yerel çalışma kültürüne de adapte olabilmesi Sovos’u bu alanda eşsiz kılıyor. Ve tüm bunların ötesinde Sovos’u seçtiğinizde bir ekosistem seçiyorsunuz. Tüm ihtiyaçlarınıza çözüm sunan, birlikte çok iyi işleyen bir ekosistem…”
Geçtiğimiz aylarda perakende dünyasının önde gelen temsilcileri ile bir araya gelerek sektörün ihtiyaçlarını ve çözümleri birlikte değerlendirdik. Bildiğimiz yazar kasa/ÖKC fişlerini geride bırakmaya yönelik çalışmalar, bu toplantının ana gündemiydi. Öne çıkan başlıkları sizin için bu yazıda derledik.
Verginin dijital dönüşümü her geçen gün yeni e-belgeler ve uygulamalarla gelişimini sürdürürken, sektörlerin kendi dinamiklerine göre ihtiyaçları da değişiyor. Hatta faaliyet gösterdikleri alana göre sektörlerin kendi içlerinde bile farklı uygulamaları söz konusu olabiliyor. Perakende sektörü bunun en belirgin örneklerinden biri.
ÖKC Fişleri İçin De Dönüşüm Zamanı
Perakende sektörünün temsilcileri ile bir araya gelerek e-dönüşümalanındaki mevcut ihtiyaçlarını, çözüm önerilerimizi ve bu alanda sektörü bekleyen yenilikleri konuştuk. Perakendecilerin ihtiyaçlarına da çözüm olacak, sektörü bekleyen en önemli yenilik: yakında milyarlarca fişin fiziksel olarak ortadan kalkması olacak. Yazar kasa ya da yeni nesil ödeme kaydedici cihazlarda (ÖKC) üretilen kâğıt fişlerin yerini elektronik ortamda düzenlenecek ve SMS ya da e-postayoluyla elektronik ortamda iletilecek e-belgeler (e-arşiv fatura) alacak.
Yeni Yöntem Maliyetleri Azaltacak
Bu değişiklikle birlikte online satışve mağazalar arasındaki teslimat,değişim, iade süreçlerinde verimlilik sağlanması bekleniyor. Ayrıca perakende sektörünün mağazalarda kullandığı ÖKC’lerin (Ödeme Kaydedici Cihaz) oluşturduğu cihaz maliyeti, cihaz bakım ve güncel tutma masraflarınınöncelikle ciddi oranda azalması, ardından geçiş sürecinin tamamlanmasıyla da tamamen ortadan kalkması hedefleniyor.
Hibrit Geçiş Mümkün
Fişlerin dijital dönüşümü perakendecilere pek çok avantaj sağlasa da geçiş dönemleri herkes için endişe verici olabilir. Özellikle her gün yoğun satın alma, değişim, iade işlemlerinin gerçekleştiği; işlem ve müşteri sayısının fazla olduğu; gerçek zamanlı iş yapma zorunluluğuolan perakende dünyasında günlük akışın aksama riski ve her mağazanın, şubenin yeniliklere uyum sağlama hızının farklı olması ihtimali endişeyi artırabilir. Sovos Türkiye olarak uzun zamandır hazırlığını sürdürdüğümüz teknolojik alt yapı ve iyi planlanmış geçiş projeleri ile “hibrit geçiş”in nasıl mümkün olduğunu ve günlük akışı etkilemeden sürecin nasıl gerçekleştirilebileceğini aktararak bu endişeleri ortadan kaldırıyorve sektörün dijital dönüşümün avantajlarınaodaklanmasını sağlıyoruz.
Sürece hibrit geçişin bir parçası olarak mağazalarda bir miktar ÖKC ile işlem yapılmaya devam ederken, eş zamanlı olarak fiş yerine e-arşiv fatura kullanımını başlatmak mümkün olabilir.
e-Defter Kayıtları Kolaylaşıyor
Fişlerin yerine e-belgelerin kullanılmasıyla e-defter üretimi ve özetlemesinde de kolaylıklar sağlanıyor. Örneğin ÖKC kullanılırken cihaz başına ayrı ayrı günlük Z Raporları e-Deftere kaydedilirken, e-Arşiv Faturaya geçişle birlikte alınacak izinle, şirket bazında/şirket alt birimleri bazında günlük e-Arşiv raporları almak ve e-Deftere topluca ve tek kayıt olarak kaydetmek gibi kullanışlı yöntemler tercih edilebiliyor.
Fişlerin dijitalleşmesine kadar uzanan e-dönüşüm yolculuğu; tasarrufu, verimliliği, izlenilebilirliği artırıyor ve bununla birlikte şirketlerin risklerden uzaklaşmasını sağlıyor, denetim cezalarının oluşması ihtimalini azaltıyor. Azalan bir diğer önemli şey de karbon ayak izi oluyor. Kâğıt tasarrufu anlamında da büyük bir devrim olan bu dönüşümü perakendecilerle birlikte en hızlı şekilde gerçekleştirmek için bilgilendirme ve uygulama çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Konu hakkında linke tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Başarı Hikayesi: Yıldız Holding e-Dönüşüm Süreçleri
Yıldız Holding Türkiye
İstanbul’da, 1944 yılında bisküvi üretimiyle hikayesi başlayan Yıldız Holding; bugün 21’i yurt dışında olmak üzere 46 fabrikada bisküviden çikolataya, dondurulmuş gıdadan ambalaja kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor. Kökleri Türkiye’den beslenen, dalları ise dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan bu global yapı, 300’den fazla markayla 5 kıtada 4 milyar insana gıda-atıştırmalık ürünleri ulaştırıyor.
Neden Sovos?
“Uzun dönemdir birlikte çalıştığımız Sovos ile 2021 yılı itibarıyla önemli bir dönüşüm yolculuğu başlattık. Hem gıda hem perakende tarafında Türkiye’deki 50’yi aşkın kuruluşumuzun e-defter, e-fatura, e-irsaliye, e-arşiv fatura ve e-müstahsil makbuzu çözümlerini birleştirdik. Farklı sektörlerden, farklı ERP’lerden, SAP ve SAP olmayan platformları içeren bu çoklu yapıyı tekilleştirmeyi ve Sovos platformu üzerinde çalıştırmayı yaklaşık 12 aylık bir projeyle başardık. Sürecin başarıya ulaşması için ayrıntılı planlama, güçlü proje yönetimi ve yakından takip gerekiyordu. Şok Market, Ülker gibi yoğun işlemli markalarımızın da olduğu yüksek performanslı yapı için; tasarımdan proje ekibini oluşturmaya, uygulamadan test ortamlarına, gerçek zamanlı takipten raporlamaya kadar her aşamada, Sovos gibi hem globalde hem yerelde lider bir partnerle çalışmanın güvenini hissettik. Yeni yatırımlar, projeler nedeniyle yatayda ve dikeyde büyüme ihtiyacı olduğunda, Sovos’un her katmanda esnek bir çözüm üretebilmesi de bizim için çok kıymetli. Tüm süreçte yanımızda olduklarını gördüğümüz Sovos Ailemize teşekkürler.”
E-Kitap: Yeni Düzenlemeler ve Talimatlar Karşısında Bilgi Teknolojileri’nin Rolü
E-KİTAP
Verginin dijital dönüşümü konusunda, dünyanın her yerinde her geçen gün daha sıkı düzenleyici kontroller ve daha kapsamlı yükümlülükler uygulanıyor. Bu durum her şirket için ama özellikle de çok uluslu şirketler için çok önemli. Çünkü bir ülkede iş yapabilme becerisine sahip olmak, aynı anda yasal yükümlülüklerine de hâkim oldukları anlamına gelmiyor. Ayrıca uyum göstermeleri gereken yükümlülükler hızla artarken, bunları yerine getirmek için verilen süreler de kısalıyor.
Vergi artık arada sırada akla gelen bir olgu değil, sürekli bir gereklilik haline geldi. Bu da veri kalitesinin kritik bir operasyonel ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. Daha önce, yavaşça hazırlanan periyodik özet raporların hâkim olduğu dönemde, faturalardaki küçük hatalar veya yanlışlıklar genellikle fark edilmiyordu. Ancak yeni standartların ve zorunlulukların verilerle ilgili gereksinimleri acil ve karmaşık olduğundan, bunları karşılamak artık BT (Bilgi Teknolojileri) departmanının sorumluluk alanına giriyor.
Geçmiş başarıları temel alan ve yeni zorunluluklara ve zorluklara uyum sağlayan sürdürülebilir bir program oluşturmak için; kurum içi planlama, çapraz işlevsel destek, operasyonel etki, kaynaklar ve teknolojiyi kapsayan organizasyonel bir strateji oluşturmak kritik önem taşıyor.
Bu yolculuğa tek başınıza çıkmanız gerekmiyor. Siz kendi işinize odaklanırken, yasal uyumluluk süreçlerini uzmanlara devretmek mümkün. İşletmeniz için başarılı bir düzenleyici uyum programı oluşturmanın her aşamasında size yardımcı olabilecek çok sayıda kaynak ve uzmanlık mevcut.
Detaylar konuyla ilgili e-kitabımızda.
e-Kitabı İndirin
Dijital dönüşümün her geçen gün değişerek gelişmesiyle kurumlar için yeni teknolojik çözümler ve bulut teknolojiler ön plana çıkıyor. Şirketlerin dijital dönüşümlerini gerçekleştirirken, e-belge oluşturma, iletme, kabul etme, inceleme takip etme ve raporlama konularında temelde on-premise ve bulut tabanlı teknolojiler olmak üzere tercih edebilecekleri iki yöntem bulunuyor.
İhtiyaç duyulan yazılımların satın alınarak şirketlerin kendi veri merkezlerinde yönetilmesi şeklinde tanımlanan on-premise yöntemi, sistem yönetimini zorlaştırmasının yanı sıra maliyetli de olabiliyor.
Donanımları üretmek/satın almak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için daha yüksek maddi kaynaklar ayırmak gerekiyor.Bu yöntemde vergi mükellefi, bütün özelleştirmeleri, uyarlamaları, yazılım güncellemelerini ve regülasyon takibini kendi sorumluluğunda yönetmek zorunda oluyor. Bunun için sistemlerin bakımını yapacak, sürdürülebilirliğini sağlayacak bilgi teknolojileri personellerine ihtiyaç duyuluyor. Sistemi kullanacak ve devamlılığını sağlayacak kişilere eğitimler verilmesi de gereklilikler arasında.
Bulut tabanlı çözümler ise daha esnek, hızlı uygulanabilir olması ve operasyonel maliyetleri azaltması gibi özellikleri ile firmalara sağladığı avantajlar sayesinde dijital dönüşümün önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.
Bulut Tabanlı Çözümlerin Avantajları Nelerdir?
Bulut tabanlı teknolojilerin öne çıkan faydalarını şu şekilde saymak mümkün:
Erişilebilirlik:Özellikle pandemi dönemiyle birlikte bulut tabanlı çözümlerin ‘kolay erişilebilir’ olma avantajı çok daha net bir şekilde tecrübe edildi. Pandeminin hızlandırdığı evden çalışma sisteminin yaygınlaşması ile istenen her an, her yerden belgelere kolayca erişebilme ihtiyacı bulut tabanlı teknolojiler ile karşılanabiliyor.
Hız:Kolay erişilebilir olma avantajı, beraberinde hız avantajını da getiriyor. Yapılacak her işlem için kolayca bağlantı kurulması, işlemlerin saniyeler içinde yapılabilmesi sürecin hızlanması konusunda büyük önem arz ediyor. Özellikle de e-dönüşüm alanında tercih edilen bulut teknolojiler, hız avantajı ile aslında nakit akışının hızlanmasını da sağlıyor. Bir işlem yapılırken sayfanın saniyeler içerisinde açılması, o iş ile ilgilenen çalışanların işlerini daha mutlu yapmalarına bile katkıda bulunabiliyor.
Depolama: Fiziksel erişim gerektirmemesi sayesinde çok daha az masrafla daha fazla veriyi depolama ve paylaşma imkânı sunması da bulut tabanlı çözümleri yaygın olarak tercih edilir bir konuma taşıyor. Verilerin yok olma veya tahrip olma riskinin de minimize edilmesi depolama konusunda karşımıza çıkan avantajların arasında yer alıyor.
İş akışının sürekliliği:Nitelikli bir hizmet sağlayıcı ile çalışıldığında bulut tabanlı çözümler sıkı takip altında olduğu için sistem aksaklıkları minimum seviyede gerçekleşiyor. Sistemlerin sıkı takip altında olması nedeniyle, herhangi bir hata olması durumunda çoğunlukla kullanıcılara hiç yansımadan düzeltilebiliyor. Böylece kullanıcılar da hiçbir aksaklık yaşamadan rutin iş akışlarına devam edebiliyor.
Güvenlik:Bazı kurumlar, bulut teknolojilere geçmeye ‘güvenlik’ konusunda endişeli oldukları için daha temkinli yaklaşabiliyor ancak bağımsız denetime tabi tutulan bulut hizmet sağlayıcılarının sunduğu çözümler bu anlamda risk barındırmıyor. Özellikle de bu alana yatırım yapan, güvenlik konusunu uluslararası standartlarda tutmaya özen gösteren bir hizmet sağlayıcı tercih edilmesi durumunda söz konusu hiçbir şüpheye gerek kalmayacaktır.
Doğru Hizmet Sağlayıcısını Seçmenin Önemi
Bulut tabanlı servis sağlayıcı seçerken; entegrasyon süreç yönetimi, destek, ulaşılabilirlik, güvenlik, itibar ve referans kriterlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.
İlk olarak entegrasyon sürecinin nasıl yönetileceği, ne kadar zaman alacağı, hem bu süreçte hem de ilerleyen süreçte desteğe ihtiyaç duyulan her anda firmanın ulaşılabilir olması dikkat edilmesi gereken unsurların başında yer alıyor. Entegrasyon sürecinin herhangi bir aksaklık oluşmadan kısa bir süre içerisinde tamamlanması iş akışının olumsuz etkilenmemesi anlamında değerli bir konu. Yanı sıra ilerleyen süreçte teknik desteğe ihtiyaç duyulması anında hizmet sağlayıcının ulaşılabilir ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemesi de oldukça önemli.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer kritik konu ise verilerin gizliliği ve güvenliği. Servis sağlayıcı bu anlamda sertifika sahibi olsa bile bu sertifikanın kim tarafından, hangi kriterler değerlendirilerek verildiğini öğrenmek ayrı bir önem taşıyor. Bu anlamda bulut tabanlı hizmet sağlayıcısı seçerken; güçlü referanslarının olması, sahip olduğu sertifika türleri, sektör tecrübesi ve hatta çoğu iş alanı için global anlamda hizmet vermesi dikkat edilebilecek değerli noktalar olarak ön plana çıkıyor.
Bulut Tabanlı Teknolojiler Kullanırken Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?
Tüm bu önemli bilgilerin ışığında, e-dönüşüm konusunda kullanımı çok avantajlı gözüken bulut tabanlı teknolojileri tercih etmeye karar verirseniz, hizmet sağlayıcınızdan talep etmeniz gereken özellikler şunlar olmalı:
Bulut tabanlı teknolojileri kullanarak e-dönüşüm süreçlerini yürütmek için doğru yazılım kadar yazılımın üzerinde çalışacağı sunucular, veri tabanının yönetimi ve bakımı, üçüncü parti uygulamaların yönetimi, lisansların takibi, networkün yönetimi de önemlidir. Tüm bunların hizmet sağlayıcı tarafından takip edilmesi sizin ve şirketinizin üzerindeki yükü azaltacak ve kendi iş alanınıza odaklanmanıza imkan yaratacaktır.
Bulut tabanlı teknolojileri güvenle kullanmak için en önemli konulardan biri de tüm araçların 7/24 aktif çalışır olduğunun takip edilebilmesi için monitoring hizmetlerinden faydalanmaktır. Bununla birlikte felaket kurtarma senaryolarının iyi kurgulanması, sürekli back-up’ı alınan bir sistem oluşturulması ve olası bir veri kaybındasistemlerin en yakın tarihli back-up’a geri döndürülebilmesi gerekir. Yine güvenlik için sızdırmazlık taramalarının uygun araçlarla, uygun koşullarda ve uygun yetkinliklere sahip kişiler tarafından yapılması gerekir. Taramaların yapılması kadar, sonuçlarının takip edilmesi, gerekli güncellemelerin yapılması ve yeniden testlerin gerçekleştirilmesi de uzmanlık gerektirir. Bir diğer deyişle hizmet sağlayıcı sadece sistemleri sunmaktan değil, bulut sistem üzerinde kurulu teknik birçok sistemin işletilmesinden ve sürekliliğinin sağlanmasından da sorumlu olmalıdır. Bunlara örnek olarak şifreleme, güvenlik duvarı, davranışsal analiz, tehdit algılama sistemleri sayılabilir. İyi bir hizmet sağlayıcı sistemleri 7/24 izlemenin ötesinde, sadece ihtiyaç durumunda lazım olacağı için çalışırlığı çoğu zaman ihmal edilen felaket kurtarma senaryoları gibi hazırlıkların da doğru çalışıp çalışmadığını periyodik olarak test eder.
Bulut tabanlı teknolojilerde erişilebilirlik kritik önemdedir. Örneğin sistemlerde bir sorun yaşandığı için e-irsaliyenin hazırlanamaması ya da iletilememesi bir şirketin konteynerlerinin o gün gemiye yüklenememesine bu da bir gün daha liman maliyetinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Tüm bunlara ek olarak, e-dönüşüm sürecine başladığınızda küçük belge hacimleri ile süreciniz ilerliyor olsa da işlerinizin büyümesi ve yasal zorunlulukların değişmesiyle birlikte esnekliğe ihtiyacınız olabilir. Bu nedenle henüz ilk adımlarda, ihtiyaç duyduğunuzda büyüyebilen bir ekosistemin içinde yer aldığınızdan emin olmanız gerekir.
Regülasyonlarla sürekli değişiklik yaşanan e-dönüşüm dünyasında hiçbir şirket için sadece teknik destek yeterli değildir. e-Dönüşüm hizmet sağlayıcısının süreçler ve yeniliklerle ilgili danışmanlık sunmasına ihtiyaç duyulur.
Harekete Geçin
Bulut tabanlı teknolojiler hakkında daha fazla bilgi için bize ulaşabilirsiniz.
Muhasebe süreçlerinin bulut ortamına taşınması, iş akışlarında herhangi bir aksaklık yaşanmasının önüne geçerken, işletmelere her an her yerden ilgili e-belgeye erişebilme imkânı sunuyor. Sağladığı birçok avantaj ile şirketlere güvenli ve esnek bir alan tanıyan özel entegratörler, firmaların iş akışında merkeze oturarak, tüm süreçleri etkileyebilecek bir önem taşıyor.
On-premise (direk entegrasyon) çözümü kullanıp, bulut altyapısına geçecek olan firmalar için iş akışlarının etkilenmemesi çok kıymetli. Bu süreçte uçtan uca çözüm sağlayabilen, tüm e-belgeleri sunan, SAP paketleri konusunda destek verebilen ve alanında uzman, GİB ile uzun süreli çalışma tecrübesine sahip bir özel entegratör ile çalışan firmalar;
Daha hızlı geçiş ve onboarding süreci,
Tüm e-dönüşüm ürünlerinde tek düzen ve aynı akış yapısı,
Daha yüksek işlem hızı,
Teknik destek konusunda hızlı iletişim kurma
gibi avantajlar elde ediyor.
“E-Dönüşüm’de Bulut Tabanlı Çözümler İle İş Süreçlerini Kolaylaştırın” başlığıyla düzenlediğimiz webinarımızda, gelen sorulara alanında uzman ekibimizin verdiği yanıtlar, bulut tabanlı çözümler ile ilgili en çok merak edilen konulara açıklık getiriyor.
1-On-premise sistemden bulut tabanlı bir çözüme geçiş kolay mıdır? En baştan projelendirme süreci gerekiyor mu?
Türkiye’deki zaman akışına baktığımızda, on-premise ile yola çıkıldığını görüyoruz. 2014 yılından itibaren ise bulut alternatifi hayatımıza girdi. Bulut tabanlı çözümlerin; daha esnek, hızlı uygulanabilir olması ve operasyonel maliyetleri azaltması gibi özellikleri ile müşterilerimiz buluta geçiş yapıyor. Günümüzde birçok projenin on-premise yönteminden buluta geçtiğini söyleyebiliriz. Ürünlerimizi tasarlarken de buna göre tasarlıyoruz. Örneğin; on-premise yöntemi kullanan bir müşterimizin nasıl taşınacağı, bu taşıma sürecinin hangi yolla en az efor sarf edilerek gerçekleştirilebileceği senaryosuyla birlikte ürünlerimizi hazırlıyoruz.
2-Buluta geçiş sonrasında on-premise sistemdeki belgelerimiz ne olacak?
Bulut sisteminde olduğu gibi on-premise sistemlerde de belgeler; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından daha oluşma anından itibaren şema kontrollü bir şekilde seyredebiliyor ve elektronik olarak imzalanarak zaman içinde değişmezliği garanti altına alınıyor. Yanı sıra; belgenin stabili ve dosya deseni değişmiyor. Biz de bu avantajdan faydalanabiliyoruz. Çeşitli “import tool”lar ile on-premise bir ortamda, daha önce kullanılan çözümde ne kadar belge olursa olsun bu belgelerin formatı belli olduğu için e-fatura ise e-fatura, e-arşiv ise e-arşiv, e-irsaliye ise e-irsaliye için çeşitli “import tool”lar yazılabiliyor. Biz de bunları geliştirip kullanıyoruz.
Çok yüksek hacimli bir belgeden bahsediyorsak; bir nas cihazı taşıyarak belge buluta getirilip sonra da bulut sisteminin kendi içindeki stoğuna aktarılabiliyor ya da daha düşük hacimlerde ise daha kolay teknolojiler tercih edilebiliyor. Bulut sisteminde sanki ilk günden beri bu sistemi kullanıyormuş gibi saklanabiliyor. Bu sayede buluta geçiş yapan kullanıcılar, belgelerini sanki ilk günden beri bulutta oluşturulmuş gibi görüntüleyebiliyor, PDF alabiliyor, gerektiğinde indirebiliyor. Ayrıca belgeler yok olmadan saklanabiliyor.
3- E-Belgelerin hacmine bağlı olarak bulut tabanlı bir çözümün performansı sürekli gelişir mi?
Bulutta tasarladığımız sistemin yatayda genişleyebilir olması çok kritik. Sistem, gerekli yatırımlarla yatayda genişleyebilecek halde tasarlanmış ise bulut üzerinden geçen hacim arttığında ve çok yüksek hacimli yeni mükellefler bu sisteme dahil olduğunda da çok kolay bir şekilde yeni hacmi kaldırabilecek alt yapıya kavuşabilir durumda oluyor. Dolayısıyla hacmin yüksek olması aslında bir nevi bulut tarafında da daha uygun yatırımların yapılıp yatayda ölçeklenebilir altyapılar kurmaya çok teşvik ediyor. “Çok yüksek hacimliler performansı etkiler mi?” sorusuna, “Gerekli yatırımlar yapılmadıysa etkileyebilir fakat bu yatırımların yapıldığı ortamlarda böyle bir sorun yaşanmıyor.” yanıtını verebiliriz.
4-Firmamızın politikası gereğince bulut tarafa doğru adım atamıyoruz. Özel entegratörler, firmalara bu konuda nasıl destek olabilir?
Kişisel ve finansal verilerin bulut sistemlerde kullanılması, on-premise sisteminde kullanılmasına kıyasla güvenlik açısından büyük sorular doğurabiliyor. Özellikle uluslararası şirketlerde güvenlik ekiplerinin soru işaretleri olabiliyor. Global bir şirketin Türkiye’deki bir şubesiyseniz, özel entegratör firmalar güvenlik anlamındaki endişeleri gidermek için size destek olabilir. Özel entegratörlerin, müşterilerinin güvenlik sorularına göre dökümanlar ürettiği ve cevap verdiği bir süreç var. Bulut konusunda çok karmaşık bir politikanız olsa bile özel entegratörler bu konuda da destek oluyor ve işin nasıl doğru yapıldığını kanıtlı bir şekilde sunabiliyor. Bu da global firmalar da dahil olmak üzere pek çok şirketin konuya bakış açısını değiştirebiliyor.
5-On-premise’ten bulut sisteme geçiş yaptığınız bir projeniz oldu mu? Tahmini kaç aylık bir eforla geçiş yapılabiliyor?
On-premise yönteminden buluta geçmek isteyenler için halihazırda bir proje planımız ve bir paketimiz bulunuyor. Bu paketin entegrasyonu çok kısa bir sürede yapılabiliyor. Yaklaşık birkaç hafta gibi bir sürede bulutta tekrar hayata geçmiş oluyor. Burada önemli olan konu, eski verilerin taşınması. Çeşitli verilerle taşınabiliyor ancak, verinin boyutuna göre taşıma süreci biraz vakit alabiliyor. Boyut fark etmeksizin müşterimizin birkaç hafta içinde buluttan kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlayabiliyoruz.
6- SAP için bulut çözümü var mı?
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye’de onayladığı çözümlere baktığımızda SAP’nin Türkiye’de bir veri merkezi yapısı olmadığı için SAP bu işi tek başına kendisi yapamıyor. SAP’nin bizim sistemlerimize entegre olan, Almanya ekibiyle beraber geliştirdiğimiz paketleri bulunuyor. Bulut sistemlerimizi kullanarak Gelir İdaresi Başkanlığı’na entegre olabiliyorsunuz. Beraber geliştirdiğimiz için SAP’nin Türkiye’ye yönelik ürettiği çözümler bizim bulut sistemimizle tamamen entegre halde.
7- On-premise Sovos e-defter ürününü kullanıyoruz. Bulut çözüme geçmek istersek bizi bekleyen entegrasyon süreçleri nelerdir?
Sovos on-premiseve bulut tabanlı e-defter ürünleri görünürde hemen hemen aynı olmakla birlikte alt yapısı, back-up’ının alınması, 7/24 izlenebilmesi gibi konularda önemli farklılıklar gösteriyor. On-premise’te bu tarz sorumluklar vergi mükellefinin kendisindeyken, bulut tabanlı çözüm ile birlikte sorumlulukları biz üstlenmiş oluyoruz. Geçiş için: bir başvuru yapmak, erişim account’u almak, web servisi ve portal kullanıcısı sahibi olup ardından mevcutta entegre olunan sistemdeki “endpoint”leri, yeni bulut ürünün “endpointler”i ile değiştirmek gerekir. Özetle birkaç farklı url’nin güncellenmesi ve kullanıcı adları oluşturulmasıyla bu iş yapılabilir. Farklı ERP/muhasabe programları için çeşitli adaptörlerle geçiş kolaylığı sunuyoruz. Bunun yanı sıra nasıl entegre olabileceğine dair danışmanlık isteyen müşterilerimize projelendirme yoluyla destek verebiliyoruz.
8- Bulut çözümlere geçiş yaparsak güvenlik kontrolleri olarak hangi sorumlulukları Sovos’a devretmiş oluruz?
Bir bulut çözüm sağlayıcısı olarak müşterilerimizle her projenin başlangıcında bir araya gelerek sunulan hizmetleri detaylı bir şekilde ortaya koyarız. Sunduğumuz bulut çözümlerde penetrasyon testleri ve güvenlik taramaları, network taramaları, uygulama taramaları, kod taramaları gibi konular bizim sorumluluğumuzdadır. Bununla birlikte ürünün tüm yönetiminin ve güvenli şekilde işletilmesinin sağlanması için güvenlik duvarları, davranışsal analiz sistemleri, tehdit algılama sistemleri, sıkılaştırma sistemleri gibi tüm sorumlulukları da biz üstleniriz. Bunlara ek olarak DRC, back-up, monitoring servislerinin tüm güvenlik bağlantılarının sorumlulukları da bize ait olur.
Webinarı İzleyin
9 Mayıs 2024 Perşembe günü düzenlenen webinarda; e-Dönüşümde Bulut Çözümlere Geçiş ve Güvenlik Stratejilerine dair merak edilenler ele alındı. Yayın kaydına buradan ulaşabilirsiniz.
Başarı Hikayesi:
Samsung Türkiye e-Dönüşüm Süreçleri
Samsung Türkiye
Televizyon, akıllı telefon, giyilebilir cihazlar, tabletler, kameralar, dijital gereçler, ağ sistemleri, hafıza, yarı iletken ve LED çözümleri dünyasını yeniden tanımlayan Samsung Electronics; dönüştürücü fikirler ve teknolojiler sayesinde dünyaya ilham veriyor ve geleceği şekillendiriyor.
Neden Sovos?
“2015 yılında başlayan e-dönüşüm yolculuğumuz, Samsung’un global kuralları gereği direkt entegrasyon ile ilerlemeye çalışıyordu. Ancak bu şekilde bir düzende Türkiye’de yaşanan hızlı regülasyon değişikliklerine ayak uydurmak mümkün değildi. Sovos ile çalışmaya başlamak bizim için çok faydalı bir dönüşüm sağladı. Bulut çözümlere geçiş önemli bir oyun değiştirici oldu. Bunun yanı sıra Samsung dünya çapında tek bir SAP Instance’ı ile yönetilen en büyük kullanıcılardan biri. Bu da global kuralları beraberinde getiriyor. Türkiye’de SAP sertifikalı çözümler sunan, kuralları olması gerektiği gibi sorunsuz uygulayabilen, global SAP uygulamamızı Türkiye şartlarına göre yerelleştirebilen, ani regülasyon değişikliklerini büyük bir çeviklikle karşılayan bir partnerle çalışıyor olmak hem Türkiye ekibimizin işlerini çok kolaylaştırıyor hem de global ekiplerimize güven veriyor. Ciddiyetle ele aldığımız veri ve bilgi güvenliği politikalarımıza uyum sağlayabilmeleri için partnerlerimizin yıllık ve çeyreklik dönemlerde denetimden geçmesi gerekiyor. Şimdiye kadar Sovos ve birlikte yürüttüğümüz süreçlerle ilgili hiçbir sorun yaşamamış olmak çok kıymetli. Tüm ekibe yarattıkları güven, sundukları sistemler, gösterdikleri çeviklik ve uzmanlık için teşekkür ederiz.
Yıllardır birlikte çalışıyoruz ve biliyoruz ki bu uzun bir yolculuk.”