Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 19 Ekim 2019 tarihinde yayımladığı Genel Tebliğ ile e-dönüşüm uygulamalarının kapsamını 2020 yılında hem uygulama olarak hem de mükellefler açısından genişletmişti.

GİB’in Genel Tebliğ’i sonrasında 2020 yılı, e-dönüşüm uygulamalarına zorunlu geçiş açısından önemli bir yıl oldu. 2021 yılı da benzer bir trendle vergi mükelleflerinin çeşitli e-belgelere zorunlu geçiş yapacağı bir yıl olacak.

2021’de zorunlu e-fatura kullanımına geçiş kimleri kapsıyor?

E-arşiv fatura ve e-defter kullanımında dikkat edilecek noktalar

E-fatura uygulamasına dahil olan mükelleflerin e-arşiv fatura kullanımı zorunlu olduğundan, 509 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereğince, 2020 ve takip eden yıllarda brüt satış hasılatları 5 milyon TL ve üzeri olan tüm firmalar ilgili hesap dönemini izleyen mali yılın yedinci ayından itibaren e-fatura uygulaması ile e-arşiv fatura uygulamasına da geçmek zorundalar.

1 Temmuz 2020 tarihinde zorunlu olarak e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamasına geçen firmalar dönemsellik gereği 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak e-defter uygulamasına tabi olacak.

2020 yılında satış hasılatı 5 milyon TL ve üzeri olan firmalar ise 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle e-fatura ve e-arşiv fatura; 1 Ocak 2022 tarihi itibariyle de e-defter kullanmak zorunda olacaklar.

E-defter uygulamasında GİB’den yenilikler

Geride bıraktığımız 2020 yılında, e-defter konusunda GİB bazı güncellemeler getirdi. Yeni uygulamalar arasında e-defterlerin berat dosyalarının aylık veya geçici vergi dönemleri bazında yüklenebilmesi imkânı yer alıyor. Mükellefler isterlerse aylık bazda, isterlerse de üçer aylık dönemlerde defter gönderimi yapabilecekler.

Bununla beraber, e-defter dosyaları ile bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerinde saklanması zorunluluğu da geldi. 2020 yılı e-Defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının GİB’in bilgi işlem sistemlerine aktarım zamanları şu şekilde:

E-bilet uygulamasında zorunluluk 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle başladı

GİB tarafından yayımlanan 509 sayılı Genel Tebliğ uyarınca tarifeli yolcu taşımacılığı yapan işletmelere e-bilet uygulamasına geçme zorunluluğu getirilmiş ve ilgili firmalara 31 Aralık 2020 tarihine kadar hazırlık süreçlerini tamamlamaları bildirilmişti.

Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan işletmelerin 1 Ocak 2021 itibariyle e-bilet uygulamasına geçmeleri zorunlu oldu. 2021 ve takip eden yıllarda faaliyetlerine başlayan işletmeler ise faaliyete başladıkları ayı izleyen dördüncü ayın başından itibaren e-bilet kullanmak zorunda olacaklar.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Günümüz iş dünyasında şirketlerin, iç işlerine odaklanabilmek için dış kaynaklı kurumlardan destek alması oldukça yaygındır.

Regülatif entegrasyonlar, dış kaynaklı destek alırken dikkate alınması gereken önemli konulardan biridir. Bu kapsamda şirketler, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından belirlenen koşulları sağlayarak kazandıkları yetki ile mükellef adına e-fatura, e-defter, e-arşiv fatura, e-irsaliye gibi elektronik kayıtları oluşturabilen özel entegratörler ile çalışmaktadır.

Söz konusu süreçte yaşanabilecek aksaklıklar firmalarda büyük yaptırımlara neden olabileceği için entegratör seçiminde hassas davranılması büyük önem arz etmektedir.

E-dönüşüm servis sağlayıcısının değiştirilmesine karar verdikten sonra, herhangi bir sorun yaşamadan sorunsuz bir geçiş sağlamak için aşağıdaki süreci göz önünde bulundurmanız önemlidir.

Geçiş sürecinde proje yönetiminin temel aşamaları:

  1. Geçiş gününe karar vermek  
    Yasal olarak, geçiş gününün finansal yılın sonu olması gerekmemektedir, ancak çoğu firma bu yanlış ön görüye sahiptir. İş sürekliliğinin aksamasını ve yıl sonu sebebiyle oluşabilecek karmaşaları önlemek için geçiş tarihini belirlerken yıl sonundan kaçınmak en iyisidir.
  2. Mevcut ihtiyaçları doğru aktararak yeni sağlayıcının sunabileceği hizmetleri anlamak 
    Yeni bir projeye başlarken kapsamın ve ihtiyaçların net olarak aktarımı çözüm tasarımında önemli bir yer tutmaktadır. Aynı amaca hizmet etse de farklı tedarikçi firmaların e-dönüşüm ürünleri aynı değildir, bu sebeple ürünlerin nasıl çalıştığını iyi anlamak gerekmektedir. Seçilen sağlayıcının, firmanın ihtiyacı olan hizmetleri ve desteği sunabileceğinden emin olunmalıdır.
  3. Eski verilerin durumuna karar vermek 
    Yasal olarak verinin sahibi her zaman mükelleftir. Her tedarikçi kendi ürettiği veriyi yasal zorunluluk olan 10 yıl boyunca yasal kurallara uygun olarak saklama hizmetini sağlıyor olsa bile tedarikçi ile olan sözleşmenin bitirilmesi durumunda bu saklanan verilere ilişkin karar vermek büyük önem arz etmektedir.Eski veriler, yasal süre boyunca eski tedarikçide saklanabileceği gibi firmanın kendi bünyesinde mevcut olan arşivleme sistemlerine ya da yeni geçilen tedarikçiye de aktarılabilir.
    Süreç içerisinde bütün verilerin aktarıldığından emin olmak ve denetim sırasında verilerin bulunabilir olması mükellefin sorumluluğundadır. Bu nedenle firmalar geçiş kararı öncesinde bu detayı netleştirmelidir.
  4. Geçiş öncesi, eski sistemdeki süreçlerin tamamlanmasını beklemek 
    E-dönüşüm süreçleri genel olarak “gönder ve unut” tasarımında değildir. Gönderilen belgenin takip edilmesi gereken bir süreç bulunmaktadır ve kimi zaman bu süreç günler sürebilmektedir.
    Eski sistemden gönderilen belgelerin statülerinin tekrar eski sisteme gönderilmesi süreci Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından yönetilen bir süreç değildir. GİB, o an için entegrasyon hangi sistemde ise ilgili veriyi o sisteme gönderecektir.Bu sebeple geçiş öncesinde eski sistemlerden gönderilen belgelerin statülerinin tamamlanmasını beklemek gerekmektedir. Aynı şekilde eski sisteme gelen belgelerin yanıtlarının da geçiş öncesi verilmiş olması tavsiye edilmektedir.

Yeni bir e-dönüşüm sağlayıcısına geçiş zor bir görev gibi gelebilir ancak bu adımları takip etmek, geçişin mümkün olduğunca sorunsuz olmasını sağlayacaktır.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Dijitalleşmeye geçiş, tüm sektörlerin mevcut teknolojilere radikal bir şekilde uyum sağlamasını ve değişimi zorunlu kıldı. Bu durum da, otomasyon ve iş kaybı konusunda haklı bir endişe yarattı. Oxford Economics’in 2030 yılına kadar Çin’de 12,5 milyon imalat işinin otomatikleşeceğine dair tahmini, iş gücünün gelecekte kısmen otomatikleşeceğinin bir habercisi gibi görünüyor.

Fakat alanında uzman insanlar teknoloji ile uyum içinde çalışabiliyor; buna teknik ekiplerin de desteği eklendiğinde verimlilik on kat artabiliyor. Günden güne dijitalleşen bir dünyada başarılı olmak isteyen işletmelerin tek çıkış yolunun doğru teknolojiye yatırım yapmak olduğu ortada.

Özellikle küresel olarak faliyet gösteren şirketler için bu çok büyük önem taşıyor çünkü çoğu ülkede devletlerin mali mevzuatının kapsamlı olarak bilinmesi gerekiyor. Finansal yapılar sürekli değişim halinde olduğu için yön bulmak zor olabiliyor. Gerçek zamanlı KDV raporlama, sürekli denetimle (CTC’ler) birçok farklı yetki alanını sıkı bir şekilde kısıtlayarak dünya çapında giderek yaygınlaşıyor. Otomasyon olmadan, manuel çalışarak yeni kurallara ayak uydurmak geleneksel insani becerilerin çok üzerine çıkmayı gerektiriyor.

Küresel şirketlerde hesapları ve raporları manuel girmekse hiç de mantıklı ve sürdürülebilir değil. Ancak farklı yetki alanlarında faliyet gösteren bu şirketlerin, ticari işlemlerini gerçekleştirmek için uymaları gereken kurallara ve devletlerin düzenlemelerine nasıl ayak uyduracakları da bir başka sorun olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu kurallar sürekli değişiyor.

Dijital devletler

Tüm dünyada devletler, ülkelerindeki ekonomik standartları güçlendirmek için vergi iadelerini belirleme ve toplama süreçlerini gözden geçirmeye başladı. İade sürecini dijitalleştirmek, bir devletin ekonomik geleceğine dair daha doğru bir tablo çizmeye imkan sağlıyor. Bu durumda da, otomatik faturalandırma ve raporlandırmanın son yıllarda gündemdeki en önemli konulardan biri olması hiç de şaşırtıcı değil.

Çoğu işlem ve etkileşimi iyileştirmede yaklaşımların nasıl benimsendiği ülkelerdeki belirli bakış açılarına göre değişiyor. Belirli yetki alanları, ticari belgelerde farklı düzeylerdeki CTC’leri uygulamayı, gerçek zamanlı faturalandırma, arşivleme ve raporlamayı da zorunlu kılıyor. Ayrıca, uluslararası faaliyet gösteren bu şirketler, sayıları giderek artan ve son derece karmaşık olan bu yasaları takip etme ve bunlara uyumluluğu sağlama konusunda da ciddi bir baskı altındalar. Bu yasalara uyulmadığında ödenmesi gereken cezalar oldukça yüksek. Ticari faaliyetleri kanunlara uygun şekilde gerçekleştirebilmek artık akıllı teknolojilerin ve altyapıların kullanımını gerektiriyor.

Dünyanın farklı bölgelerinde ise farklı yaklaşımlar var. Örneğin, Latin Amerika işletmeler arası e-faturalarda gerçek zamanlı denetimi zorunlu kılarak bu konuda öncü oldu. Brezilya da, gerçek zamanlı denetimin bir hükumet platformu aracılığıyla yapılmasını zorunlu kılıyor. Avrupa’da ise AB-KDV yönergesi, ülkelerin tamamen e-faturaya geçmesini yasaklıyor. Ancak, İtalya bu yasağı 2019 yılında, uzun bir istisna sürecinden sonra aşmayı başardı. Ekonomilerdeki veriye dayalı işletme modeline geçiş, vergilerin de dijitalleşmesini kaçınılmaz hale getiriyor.

Makine öğrenmesi

KDV açığı tüm dünyada devletler için karmaşa yaratmaya devam ediyor. Bu süreci yönetebilmek için birçok devlet kendi sistemini oluşturdu. Bunun sonucunda da birbiriyle iletişim kuramayan mekanizmalar ortaya çıktı. Ayrıca çoğu ülkenin e-faturaya adaptasyonunun gecikmesi, parçalı bir görüntü ortaya çıkardı. KDV raporlamaları hala birçok ülkede periyodik olarak yapılıyor ve her ülke kendi belirlediği standartlara uygun ilerliyor. Küresel dijitalleşmede tutarlılığı sağlamak yakın gelecekte mümkün olmayabilir.

Her ülke, faturalandırmayı dijitalleştirmek amacıyla kendi yöntemlerini geliştirdikçe, her şey daha da karmaşık hale geliyor. Bir yandan da yeni düzenleyici yasalar çıkıyor. Bu yasaları takip ederken yapılacak hatalar, uyumluluğu sağlamada eksikliklere neden olarak can sıkıcı şekilde sonuçlanabilir. Küresel şirketler, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki bu gelişmeleri yakından takip etmek zorunda. Ayrıca, yeni düzenlemeler çıktıkça onları takip edecek ve uygulayacak sistemleri de geliştirmeleri gerekiyor.

Teknolojik geliştirmelerin, vergi raporlamasını doğru şekilde yapabilmesi için tüm bu farklı sistemlerin de birbirine bağlanması gerekiyor. Bir işletmenin mali durumunu hatasız olarak gösterebilmek ancak bu şekilde mümkün olabilir. Bu nedenle, esnek API’ler öncelik ve önem kazanıyor. Gelişmiş API’leri olan programlar, vergi sistemlerinin işletmelerden önemli bilgileri toplamasına imkan sağlıyor. İşletmelerin gerekli verileri ve doğru sonuçları göstererek cezai yaptırımlardan kaçınabilmesi de ancak bu şekilde mümkün. Kamu kurumlarıyla gerçekleştirilen hassas işlemler, birçok faturalandırma sistemi, ERP ve tedarik platformlarının entegre olmasını gerektiriyor. Oluşturulan ve işlenen verilerin hacmi çok büyük olduğundan, bu hacimdeki veriyi sadece insani iş gücüyle işlemek artık pek mümkün değil.

Teknoloji, bilgi formatının her ülkenin gerekliliklerine uygun şekilde sunulmasını da kolaylaştırabiliyor. Bu da zaten dijital raporlandırmada neredeyse bir zorunluluk. Fatura formatlarını görüntüleyecek ve gerekli adaptasyonu sağlayacak teknolojiler artık mevcut. Örneğin, bir işletmenin faaliyet gösterdiği ülkeye uyum sağlaması ve uyumsuzluktan kaynaklanan cezalardan kaçınması mümkün. İdari görevleri otomatikleştiren ve bu sayede işletme finansmanının stratejik unsurlarına odaklanmak için zaman yaratan araçlara yapılan yatırımın karşılığı fazlasıyla alınıyor. Makinelerin süreçlere entegrasyonu arttıkça analizlerin manuel yapılması da aynı oranda zorlaşıyor. Devletler ve işletmeler, idari iş yüklerini hafifletmek için otomasyona ve ileri teknolojiye daha fazla güveniyorlar.

Uyumluluk için otomasyon

Tamamen dijitalleşmiş bir gelecek çoğu ekonominin uzun vadeli planlarında yer alsa da bunun bir maliyeti var. Bu hızlı dijital dönüşümü faydaya dönüştürmek isteyen işletmeler, kendilerini en son teknolojiyle donatmak zorunda. Bu dönüşümün beraberinde getirdiği karmaşık ve veriye dayalı düzenlemeleri yönetmeleri ancak bu şekilde mümkün olabilir. Maliyetli uzmanlarla çalışmak veya dışarıdan destek almak yerine, süreçleri kolaylaştırmak ve finans ekiplerinin yüklerini hafifletmek için manuel emek gerektiren analiz ve araştırma görevlerini yerine getirebilecek araçlara yatırım yapmak çok daha akıllıca bir seçim. Tam anlamıyla dijitalleşmenin eşiğindeyken, hesapları ve raporları manuel girmek artık uygulanabilir ya da pratik bir yol olmaktan çıktı.

Ancak, bir işletmenin BT altyapısındaki önemli bilgileri senkronize edecek ve aktaracak teknolojiyi de dikkatlice seçmek gerekiyor. Mevcut küresel ekonomik durgunluk dolayısıyla, finans ekiplerinin üzerindeki en iyi performansı gösterme, oluşacak herhangi bir finansal sızıntıyı önleyebilme ve harcamaları sıkı bir şekilde takip etme baskısı da arttı. Zorluklarla mücadelede teknoloji bize rehberlik edebilir ve destek olabilir – ve hatta işletmeler açısından kritik önem taşıyor.

Otomasyona yatırım yapmak insanların var olduğu iş alanlarını yok etmez. Aksine, uzman kişiler teknolojiyle birlikte çalışabilir. Bu da, zorlu ve karmaşık görevlerle başa çıkarak zaman ve enerji kazanılmasını sağlar; işletmeler de böylece kendi misyonlarını gerçekleştirmeye odaklanabilirler.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

İtalya 2019’da Sürekli İşlem Denetimi (CTC) reformunu kamuoyuna açıkladı – 2020’nin de bir büyüme yılı olduğu söylenebilir. İtalyan yetkililer, ülkedeki merkezi e-fatura platformunun sağladığı başarının tüm potansiyel faydalarından yararlanmayı planlıyor. Güncellemelerin çoğu, önümüzdeki yıl veya 2022’de yürürlüğe konacak ve uygulanacak.

İşletmelerin bilmesi ve önümüzdeki yıl için önceden hazırlıklı olması gereken önemli değişikliklerin kesin listesi şöyle:

FatturaPA and SDI: Yeni şema ve doğrulamalar

Şubat ayında, İtalyan vergi idaresi, FatturaPA için yeni teknik özellikleri ve SDI’nın gerçekleştirdiği doğrulamaların duyurusunu yaptı. Yeni teknik özelliklerin ilk etapta Ekim 2020’de yürürlüğe konması planlanmış olsa da, İtalya yeni şemanın zorunlu kullanımını ve yeni doğrulamaları 1 Ocak 2021’e kadar erteledi.

Kasım ayı sonunda, vergi dairesi 1 Ocak’ta yürürlüğe girecek olanları tamamlayıcı nitelikte olan yeni teknik özellikler yayınladı. Yeni kurallar, belirli alanların doğrulanmasında etkili olan kriterleri değiştiriyor. Bu kurallar, 31 Aralık 2020 tarihine kadar CausalePagamento alanı için geçici bir “Z” kodunu yeniden kullanıma sunuyor.

E-arşivlemede yeni kurallar

Dijital İtalya Ajansı (AGID), 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girecek arşivleme kurallarının duyurusunu yaptı. Bu durum, İtalyan yasalarınca e-fatura düzenleyen işletmelerin, yeni standartları ve ayrıntılı meta verilerin bildirilmesini içeren yeni gereklilikleri yerine getirmesi anlamına geliyor.

Kağıt faturadan elektronik faturaya dönüşümde yeni kurallar

AGID, yukarıdaki arşivleme kuralları ve 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girecek olan kurallar dışında, kağıt faturaların elektronik faturalara dönüşümü için yeni kurallar da yayınladı. İtalya’da birçok fatura elektronik ortamda düzenlenip gönderilse de, sınır ötesi faturalar gibi bazı belgeler hala farklı yollarla düzenleniyor.

Bahsi geçen kurallar, kağıt belgelerin büyük oranda kaydileştirilmesi sırasında gerçekleştirilen sertifikalandırma sürecine ilişkin yeni standartları ve açıklamaları kapsıyor. Sertifikalandırma, elektronik dosyanın içeriğinin ve biçiminin saklanabilir kopyasıyla uyumlu olmasını amaçlıyor.

Kullanıma hazır KDV iadesi

2019’un sonunda İtalya; e-faturalar, Esterometro (sınır ötesi işlemler raporu) ve corrispettivi elettronici(günlük toplu raporu içeren B2C satış kaydı) aracılığıyla SDI platformuna gönderilen verileri kullanarak, kullanıma hazır KDV iadesi planının duyurusunu vergi mükellefleriyle paylaştı. İlk plan, kullanıma hazır KDV iadelerini bu yılın Temmuz ayında piyasaya sürmekti. Ancak İtalya, bu durum FatturaPA şemasında değişikliklere sebep olacağı için projeyi erteledi.

Proje, KDV iadesi taslağının ve 1 Ocak 2021’den sonra gerçekleştirilen işlemlerde gelen ve giden fatura kayıtlarının oluşturulmasını ve geçerliliğini kapsıyor. Vergi mükelleflerinin kullanıma hazır belgedeki verilere nasıl erişim sağlayacakları veya verileri nasıl değiştireceklerine ilişkin daha fazla açıklamanın da yapılması bekleniyor.

Esterometro’nun son günleri

İtalya, 2022’de Esterometro ile yollarını ayıracak. 2021 İtalyan Bütçe Kanununa göre, sınır ötesi işlemler gerçekleştiren (örn. sınır ötesine ürün tedariği sağlayan veya sınır ötesinden tedarik eden) İtalyan vergi mükelleflerinin, Esterometro’yu ibraz etmek yerine, FatturaPA şemasını kullanarak SDI platformu aracılığıyla sınır ötesi işlemlerinin verilerini bildirmesi gerekiyor. 1 Ocak 2021’de yürürlüğe girecek yeni FatturaPA şemasındaki değişiklikler ile vergi dairesi, sınır ötesi işlem verilerine eskiye kıyasla daha fazla erişim sağlayacak.

2020’nin sonuna hızla yaklaştığımız bugünlerde, İtalya’da ticaret yapan şirketler, 2021 ve ilerleyen zamanlar için bahsi geçen değişikliklere, yürürlüğe konmadan önce hazırlıklı olmalı.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından 19 Ekim 2019 tarihinde yayımlanan Genel Tebliğ ile e-dönüşüm uygulamalarının kapsamı hem uygulama hem de mükellefler açısından genişledi. Bu kapsamda yıllık cirosu 5 milyon TL ve üzeri olan işletmeler için e-fatura uygulaması ve beraberinde e-arşiv fatura kullanımı zorunlu oldu.

2020 yılı içinde brüt satış hasılatı 5 milyon TL ve üzeri olan mükellefler için de 1 Temmuz 2021 itibariyle e-arşiv faturaya geçiş zorunluluğu geliyor.

E-arşiv fatura uygulaması nedir, kimleri kapsar?

E-arşiv fatura dijital ortamda oluşturulabilen ve e-fatura mükellefi olmayan kişilere elektronik fatura gönderimini mümkün kılan bir e-belgedir.

GİB’in yayımladığı tebliğ’e göre;

E-arşiv fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren vergi mükellefi olmayanlara düzenlenecek faturaların vergiler dahil toplam tutarı 30.000 TL’yi veya vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5.000 TL’yi aşması halinde faturanın e-arşiv fatura olarak GİB Portalleri üzerinden düzenlenmesi zorunludur.

E-arşiv fatura uygulamasının sağladığı avantajlar

E-arşiv fatura entegrasyon yöntemleri

GİB tarafından yayımlanan kılavuza göre, e-arşiv fatura uygulamasına üç farklı yöntem ile entegre olunabilir.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde, ticari kurum ve kuruluşlar yürütülen finansal süreçleri kontrollü olarak elektronik ortama taşımaya başladılar. E-dönüşüm uygulamaları ile kurumların finansal süreçleri düzenlenerek iş verimlilikleri arttırıldı. Türkiye’deki e-dönüşüm sistemi, e-fatura, e-defter, e-arşiv, e-bilet, e-mutabakat ve e-irsaliye gibi uygulamaları kapsamaktadır.

E-arşiv fatura zorunluluk kapsamı

En son yayınlanan tebliğe göre, 2018 veya 2019 hesap dönemleri brüt satış hasılatı 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler e-fatura ve e-arşiv fatura zorunlu geçişlerini 1 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla gerçekleştirdiler. 2020 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 5 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler ise ilgili hesap dönemini izleyen yılın yedinci ayının başından itibaren, e-fatura ve e-arşiv uygulamasına geçmek zorundadırlar.

E-arşiv fatura ve e-fatura farkı

E-fatura ile e-arşiv fatura arasındaki ayrıştırıcı özelliklerin en önemlileri aşağıdaki gibidir:

E-arşiv faturanın avantajları

Dijital dönüşüm ile sıklıkla duyulan e-arşiv, kâğıt faturanın hazırlanma, basım ve gönderim maliyetini ciddi oranda azaltırken sağladığı diğer faydalar şöyledir:

E-arşiv fatura sistemi, uluslararası standartlara uygun bir politika izleyerek firmaların çağa ayak uydurmasını mümkün kılar.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Son on yıla damgasını vuran teknoloji, şirketleri ve ekonomileri de büyük ölçüde etkiledi. Farklı sektörlerde yapılan inovasyon çalışmaları, altyapı güçlendirmeleri ve Endüstri 4.0 kavramı şirketlerin ajandalarına hızla girdi. Bilgi kaynaklarına ulaşma hızı, yorumlama ve raporlama becerisi şirketlerin geleceğe ilişkin öngörülerini tıpkı sanayi devriminde olduğu gibi bambaşka bir noktaya taşıdı.

Günümüzde bilgiye erişim şirketler için çok kolaylaştı. Şirketler büyük veri sayesinde geleceklerini stratejik olarak tasarlarken, gerçek kişiler ise satın aldıkları ürün ve hizmetler hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olabiliyor. Ancak büyük verinin tek paydaşı yalnızca kişiler ve şirketler değil. E-dönüşüm sürecinde kamu kurumlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Globalleşen E-Dönüşüm Dünyasında Türkiye’nin Konumu

Türkiye’de e-dönüşüm süreci uzun yıllardır devam ediyor. Özellikle son on yıldaki güncellemeler ile Türkiye, başta Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ve bakanlıklara bağlı diğer kurumlar vasıtasıyla globalleşen dünyada adından sıkça söz ettirir oldu. Uzun yıllar önce vergi mükelleflerinin hayatına giren e-fatura, bugün birçok ülkenin gerçekleştirmek istediği dijital dönüşüm yolculuğuna rehberlik etti. Türkiye’de e-dönüşüm çözümleri üreten şirketler çeşitli ülkelere yazılım ve hizmet ihracatı yapar oldu.

Türkiye’de Regülasyonların Son Durumu

Kamu kurumlarının farklı alanlarda uygulamaya geçirdikleri düzenlemelerin bildirimi tebliğler aracılığıyla devam ediyor. GİB ise elektronik uygulamalarda kazandığı tecrübeleri yeni regülasyonların uygulanmasında kullanıyor. Yayımlanan taslak tebliğ ve kılavuzlar, şirketlerin bu karşılıklı öğrenme ve dönüşüm sürecine uyumunu kolaylaştırıyor.

Başkanlığın hayata geçirdiği regülasyonların en temel amacı vergi kayıplarını önlemek. GİB bu sayede;

GİB bu süreçleri, vergi dairelerini dijitalleştirme, beyanname sistemlerini güçlendirme, e-dönüşüm süreçlerini artırma gibi hizmetlerle sağlıyor. GİB’in son yayımladığı 509 nolu tebliğ güncelleme taslağı, Türkiye’nin bu süreçteki amacını daha net gösteriyor. Türkiye’de e-fatura ve benzer uygulamaların yaygınlaşması ile beraber yakın gelecekte BA/BS beyannamelerine de ihtiyaç kalmayabilir.

Sürdürülebilir bir Çevre için E-Dönüşüm

E-Dönüşüm uygulamaları, çevremize ve ekosistemimize sağladığı katkıdan dolayı sosyal sorumluluk projeleri ile de yakından ilgili. Ekonomiler hızla büyürken, çevreye duyarlılık azalabiliyor. Önceleri ciltlerce basılan defterlerin aksine e-belgelerin sağladığı fayda muhasebe süreçlerinin hızlanmasının ve sarf giderlerinin azalmasının çok ötesinde… Milyonlarca ağacın kâğıda dönüştürülmesinin önüne geçen e-dönüşüm, ormanları ve dolayısıyla tüm canlıları koruyarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünyayı mümkün kılıyor.

Dönüşümün sadece e-fatura, e-defter ve e-irsaliye ile sınırlı kalmaması; e-SMM, e-müstahsil makbuzu, e-dekont, e-bilet, e-gider pusulası, e-adisyon gibi uygulamaların da bu sürece katılması ise Türkiye’deki regülasyonlara bakışı ve varılmak istenen noktayı kesin bir şekilde gösteriyor.

Şimdi ise şirketler e-dönüşümü hızla içselleştirerek sorumluluğu devralıyor ve düzenleyici kurumlara yön veriyorlar. Bu da gerçekleştirilmek istenen amaca giden en hızlı ve zahmetsiz yolun temelini oluşturuyor.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) e-dönüşüm kapsamında belirlediği yeni düzenlemeler ardı ardına hayata geçti. Herhangi bir malın sevkiyatı gerçekleşmeden önce düzenlenmesi zorunlu olan e-irsaliye belgesine ilişkin yeni düzenleme de 1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeye göre belli işletmeler, ciro eşiğine ve faaliyet gösterdikleri sektöre bağlı olarak e-irsaliye uygulamasını kullanmaya başladılar. Yeni düzenlemeyle ilgili mükelleflerin en çok merak ettiği konu ise, alıcısı belli olmayan ya da alıcısı e-irsaliye kullanıcısı olmayanlara düzenlenen e-irsaliyelerin nasıl yönetileceği konusu.

Sanal Alıcı Uygulaması Nedir?

Türkiye içinde belli bir malı taşımak için yasal olarak e-irsaliye oluşturmak gerekiyor. İşletmeler, alıcının e-irsaliye uygulamasına kayıtlı olmadığı, alıcının kim olacağının belli olmadığı ya da ne miktarda mal alacaklarının belirsiz olduğu senaryolar ile karşılaşabilirler.

Bu senaryolar karşısında GİB, mükellefler için çözüm olarak “Sanal Alıcı” uygulamasını sunuyor. Mükelleflerin karşılaştıkları senaryolar, belge üzerindeki alıcı VKN alanı ile birbirlerinden ayrışıyor. Malı kimin teslim alacağının bilinmediği durumlarda kolayca e-irsaliye oluşturabilmek için sistemdeki “Muhtelif Müşteriler” seçeneğini kullanmak gerekiyor. Muhtelif Müşteriler e-irsaliyesinde unvan alanına “Muhtelif Müşteriler” yazılırken, VKN alanına ise “5555555555” numarasını girmek gerekiyor.

Özellikle ihracatla uğraşan işletmelerin karşılaştıkları bir senaryo da malın gönderildiği alıcının sisteme kayıtlı olmaması. Bu işletmelerin, yurt dışına gönderdikleri mallar için aynı Türkiye içinde olduğu gibi e-irsaliye keserek bildirimde bulunmaları gerekiyor. Alıcının sisteme kayıtlı olmaması durumunda mükellefler, özel entegratörlerin sunmuş olduğu sistemde alıcı olarak “Gelir İdaresi Başkanlığı e-İrsaliye Sanal Alıcısı” seçeneğini kullanıyor ve VKN bölümüne “3900892152” yazarak gönderi yapıyor. Bu gibi senaryolarda, e-irsaliyeler alıcısına sistem içinden iletilemese de düzenleyici tarafından e-posta gibi elektronik ortamdan ya da kağıt çıktı aracılığıyla teslim edilebiliyor.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura ve vergi zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Hindistan’da GST olarak adlandırılan mal ve hizmet vergisi iki yıl önce uygulamaya konulmasına rağmen işletmelere bazı zorluklar yaşatmaya devam ediyor. GST Network tarafından yeni vergi bildirimi iyileştirmelerinin sunulması ve e-fatura uygulamasının gelmesiyle GST uyumluluğu konusuna daha çok odaklanıldığı için, periyodik GST bildirimi hakkında bir inceleme yapılması gerekiyor.

Periyodik GST beyanının tarihçesi

GST vergi mükelleflerinin, GST Network tarafından sağlanan bir portal üzerinden vergi beyanlarını elektronik ortamda yapması gerekiyor. GST kuralları aslen normal mükelleflerin her ay üç vergi beyanı yapması gerektiğini belirtiyor. Bunlar; vergi beyanı yapan tarafından giden ürünler hakkında ayrıntılı bilgi veren GSTR-1, gelen ürünler hakkında ayrıntılı bilgi veren GSTR-2 ve ilk iki beyanda verilen bilgilerle otomatik olarak doldurulan özet GSTR-3 belgeleridir. GSTR-2’nin beyanı kısa zamanda askıya alındı. Bu durum, GSTR-3’ün de askıya alınmasını ve vergi mükelleflerinin elle doldurması gereken “daha basit” bir form olan GSTR-3B formunun getirilmesine yol açtı.

Mevcut aylık beyanların yerini, gelen ve giden ürünlerde yeni GST RET-1 formu ve eklerinin aldığı yeni bir GST beyan sisteminin Ekim 2020’de yürürlüğe konulması planlanıyor. Bu yeni sistemin önemli yönleri, tedarikçinin giden ürünlerinin alıcı tarafından doğrulanması ile, gelen ve giden ürünlerin eklerine göre RET-1’in otomatik olarak doldurulması özellikleridir. Ancak yeni sistem, mevcut vergi beyanı sistemini iyileştireceklerini duyuran hükumet ve GST Network tarafından belirsiz bir süre için beklemeye alındı.

GST beyanında yapılan son iyileştirmeler

Ağustos ayından itibaren GST Network tarafından, GST beyanı alanında üç büyük iyileştirme gerçekleştirildi:

1.GSTR-2B’nin oluşturulması:

GST Network, tüm alıcılar için Girdi Vergisi Kredisi hakkında bir beyan formu olan GSTR-2B oluşturur. Bu beyan, her ayın 12. gününden itibaren mevcut ya da mevcut olmayan girdi vergisi kredileri hakkında alıcılara bilgi sağlar. Beyan, bir alıcının tedarikçisinin doldurduğu GSTR-1 ile, uygun hallerde GSTR-5 ve 6 gibi diğer formlardan bilgi toplar. Eylül ayı itibariyle, Özel Ekonomik Bölgeler Birimler/Geliştiricilerden yapılan ithalatlarla ilgili bilgiler de beyanda yer alacak. GSTR-2B’nin oluşturulması, GSTR-3B’nin tamamlanması ve girdi kredilerinin yönetilmesi alanlarında vergi mükelleflerine yardımcı olacak. Buna ek olarak, GST Network aynı zamanda vergi mükelleflerine, GSTR-2B ve kendi alış defterleri arasında bir uzlaştırma aracı da sunuyor.

2.GSTR-3B:

Vergi mükellefleri artık beyan ettikleri GSTR-1 formunda yer alan verilere göre GSTR-3B formunda Tablo 3’te (3.1d hariç) yer alan değerleri içeren bir PDF oluşturabilecek. Raporun değiştirilemeyen alanları otomatik olarak doldurulmayacak. Vergi mükelleflerinin PDF belge üzerinde yer alan değerleri doğrulaması ve bunları beyan ettikleri asıl GDTR-3B belgesine aktarmaları gerekiyor.

3.Nil Beyanları:

Vergi mükellefleri, SMS (metin mesajı) kullanarak Nil GSTR-1 ve GSTR-3B beyanlarını gerçekleştirebilecek.

Tüm bu değişiklikler, vergi mükellefleri üzerindeki GST uyumluluğu yükünü hafifletmek için otomatik vergi beyanı süreçlerinin hızını artırmaya yönelik adımlardır. Hindistan’da e-fatura sisteminin yürülüğe girmesiyle, Koronavirüs krizinden kaynaklanan zorluklar karşısında vergi mükellefleri, bu iyileştirmelerden faydalanabilecek ve yeni bir vergi beyanı sistemini öğrenmelerine gerek kalmayacak. Ancak bu değişiklikler, hali hazırda askıya alınan yeni vergi beyanı sistemi kapsamında öngörülen otomasyon seviyesine ya da GST beyanının gerçekten otomatik hale getirilmesi hedefine ulaşmaktan uzak denebilir. Önümüzdeki günlerde, özellikle de e-fatura reformu tam olarak devreye girdiğinde, vergi mükelleflerinin, hükumetin Hindistan’ın GST beyan sistemini otomatik hale getirme yolundaki adımlarını takip etmeleri gerekiyor.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Birleşik Krallık, 31 Ocak 2020’den bu yana resmi olarak AB üyeliğinden çıkmış olmasına rağmen ülkede 2020’nin sonuna kadar AB mevzuatı geçerli olacağı için birliğin üçüncü ülkesi olarak kabul edilmektedir. Kuzey İrlanda ise Birleşik Krallığa bağlı olmasına karşın, bölgede 1 Ocak 2021 sonrasında da ürün tedarikinde AB’nin KDV mevzuatı geçerli olmaya devam edecektir. AB Komisyonu, KDV Direktifine getirilecek ve Kuzey İrlanda firmalarının vergi kimlik numaralarında kullanılacak yeni bir ülke kodu oluşturan bir değişiklik yapılmasını önerdi.

Avrupa Birliği mensubu vergi mükelleflerinin, AB tarafından onaylanan vergi numarasını kullanma ve bu numara ile ürün tedariki gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle, Kuzey İrlanda’ya veya bu ülkeden yapılacak ürün tedarikinde geçerli olan AB kanunu gereğince, firmaların AB mevzuatına uyumlu bir KDV kimlik numarasına sahip olması gerekmektedir. AB Üye Devletleri, ülke kodunu temsil eden bir ön ek olan Birleşik Krallık ve Kuzey İrlanda’ya “GB” ülke kodunu veren ISO 3166-1 standardını kullanmaktadır.

Kuzey İrlanda’da kullanılacak vergi kimlik numaraları için yeni ön ek

1 Ocak 2021 tarihinden itibaren, KDV numaralarında kullanılan ortak “GB” ön eki, Kuzey İrlanda’ya ve bu ülkeden ürün tedariki yapacak olan firmalar için sorun teşkil edebilir. Bu tarihten itibaren; topluluk içi tedarik, Kuzey İrlanda’dan ürün alımı ve bu ülkeye ürün satışı konuları, AB KDV kanunu kapsamında ele alınmaya devam edecektir. Bunun sonucu olarak da Kuzey İrlandalı vergi mükelleflerinin, Avrupa kanunlarına göre belirlenecek bir AB KDV numarasına sahip olması gerekmektedir. “GB” ülke kodunun Birleşik Krallık tarafından kullanılması ve Britanya mevzuatına göre tayin edilmesi koşuluyla AB Komisyonu, Kuzey İrlandalı vergi mükelleflerinin kullanımına özel yeni “Xl” ülke kodunun bir ön ek olarak kullanılması hakkında bir öneri sunmuştur.

Geçerli bir AB vergi kimliği, topluluk içi tedarik sürecinde doğru vergi ve gümrük uygulamalarını sağlamak (ya da kolaylaştırmak) gibi birçok göreve sahiptir. AB’nin KDV hakkında bilgilendirme sistemine ev sahipliği yapan VEIS Platformu, AB’nin geçerli vergi kimlik numaralarına verdiği önemin bir kanıtıdır. Kuzey İrlanda’ya verilecek olan yeni koddan doğrudan etkilenecek ilk AB mekanizması olacak VIES sistemini AB oluşturmuştur. Bu sistem, işlemi gerçekleştiren tarafların birbirlerinin vergi kimlik numaralarını kontrol edebilmesi ve topluluk içi tedarik süreçlerinde muafiyetlerden faydalanmalarını sağlar.

AB Komisyonunun bu teklifi, Üye Devletler sistemlerini etkileyebilir. Bu teklifin kabul edilmesinin ardından yeni direktif ile Ocak 2021’den itibaren “XI” kodlu faturaları işleme almak için üye devletlerin mekanizmalarını hızlıca duruma adapte etmeleri gerekecektir. İtalya, Macaristan ve İspanya gibi sürekli işlem denetimlerini kullanan ülkelerden, söz konusu değişikliğe uygunluk amacıyla platformlarını güncellemeleri beklenebilir.

Muhasebe ve ERP sistemleri üzerindeki etkileri

Komisyondan geçtiği takdirde bu öneri, vergi mükelleflerinin muhasebe ve ERP sistemlerini etkileyecek. Bu durumda da vergi mükelleflerinin kesilen ve alınan faturalarda Kuzey İrlanda’nın göstergesi olarak “XI” kodunu işleme alması gerektirecektir. Ek olarak, birçok sistem, özelleştirilmiş işlem akışlarında kullanıcının tayin ettiği ülke kodlarının kullanımına izin vermektedir. Kullanıcı tarafından tayin edilen ülke kodları, kullanıcılar tarafından serbestçe tayin edilen ve bir ERP sistemi dahilinde desteklenen/desteklenmeyen ülkeler arasındaki akışlar gibi durumlarda kullanıcıların kendi takdirine göre kullanılan ISO kodlarıdır. Şimdiye kadar “XI” kodu da kullanıcı tarafından tayin edilen bir ülke koduydu. Bu öneri, birçok BT departmanının kullanıcı tarafından atanan ülke kodlarının kullanımını düzenleyen iç politikalarını değiştirmesine neden olabilir.

AB KDV kanunun Kuzey İrlanda’ya ve bu ülkeden hizmet tedarikinde değil yalnızca ürün tedarikinde geçerli olacağı göz önüne alındığında, Vergi dairelerinin de “XI” faturalarının vergi işlemlerinden haberdar olması gerekmektedir. Sonuç olarak firmalar, hizmet tedariki sırasında geçerli bir “GB” ülke koduyla birlikte yer almıyorsa, “XI” ülke kodunun kullanımı ya da doğrulanmasını engellemek adına iç akışlar oluşturması gerekecektir.

Avrupa Birliği Konseyinin, 9 Eylül tarihinde öneriyle ilgili açıklama yapması bekleniyor.

Harekete Geçin

Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.

Serbest mesleğe sahip ve aktif olarak faaliyet gösteren tüm kişilerin, her türlü tahsilat için serbest meslek makbuzu(SMM) kullanması zorunludur. Bu makbuz, 487 ve 509 no.lu VUK Genel Tebliğleriyle, dijitalleşmiş ve zorunlu hale gelmiştir.

Serbest Meslek Makbuzu nedir?

Serbest meslek ile uğraşan bireylerin, mesleki faaliyetlerini ilgilendiren tüm tahsilatlarda düzenlemek ve kesmek yükümlülüğünde olduğu belgeye SMM denir. Hukuki olarak, fatura ve fiş muadili sayılan, değerli evrak niteliğindeki SMM, tüm hizmetlerin karşılığında tahsil edilen ücretin kanıtıdır.

SMM düzenlenmeden önce bir takım şartların sağlanması gerekir:

E-SMM’ye dönüşüm

Diğer dokümanlar gibi Serbest meslek makbuzu da e-dönüşüm sürecine girdi. 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle gönüllü olarak kullanılmaya başlandı ve 30 Haziran 2020 tarihinde ise zorunlu hale geldi.

Noterler hariç mali müşavir, avukat, doktor, mimar, mühendis ve sanatçı gibi SMM düzenleme zorunluluğu olan vergi mükellefleri şimdi e-SMM düzenlemek zorundalar. Bu uygulama ile serbest meslek erbapları artık tahsilatları için düzenleyecekleri makbuzları dijital ortamda hazırlayacak, kağıt ya da mail olarak iletecekler. Raporlamalar ise günlük olarak birlikte çalıştıkları özel entegratör üzerinden gerçekleştirilecek.

E-SMM Geçişinin Faydaları

E-SMM dijital ortamda oluşturulur, gönderilir ve saklanır. E-SMM kağıt makbuz oluşturma, kargolama ve arşivleme gibi fiziksel basamakları kaldırarak maliyeti düşürür ve serbest meslek erbaplarının verimliliğini arttırır.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

KDV açıkları genellikle dolaylı vergi toplayan ülkelerde görülür. Bu fark çoğu vergi dairesinin, işlem ve muhasebe verilerinin gerçek zamanlı ya da neredeyse gerçek zamanlı bir şekilde izlendiği Sürekli İşlem Denetimi’ni (CTC) uygulamasına sebep oldu. Fakat, gelişmiş Sürekli İşlem Denetimleri olan ülkeler bile vergi yolsuzluğu ya da var olmayan tedarik gibi durumlarla karşılaşabilir. Bu ise KDV toplama zincirinde boşluklar yaratarak önemli açıklara neden olur. Vergi mükellefleri gelen e-fatura ve e-imzaları onaylamaya alışkın olsalar da, çoğu devlet gelir kaybı ile başa çıkmak için ek onaylama gereklilikleri sunuyor.

Onaylama gereklilikleri

Geçersiz işlemler nedeniyle kayıpları kabul etmek genellikle vergi daireleri için söz konusu değildir. Bu sebeple, borcu KDV kredi zincirlerinin parçası olan diğer vergi mükelleflerine aktarmak için yöntemler uygulanır. Bu yöntemlerin genellikle yasal rejimlerde olan düz oran gerekliliklerini geçersiz kılmamaları için vergi daireleri, çoğunlukla vergi mükelleflerinin KDV ücretlerini zincirde yeniden konumlandırmadan önce ek kontrolleri yapmalarını bekler. Bu gibi onaylama gerekliliklerinin ardında yatan düşünce, ticari ortağın kanunu çiğnediğini bilen ya da bilmesi gereken vergi mükelleflerine vergi sorumlulukları yüklemektir. Bu sorumluluklar çeşitlidir. Ticari ortağın vergi kimlik numarasını kontrol etmek kadar kolay ya da KDV tutarının ticari ortaklardan biri tarafından toplandığını temin etmek kadar da karmaşık olabilir.

Vergi Numarası kontrol gereklilikleri

En basit alternatifler arasında vergi numarası kontrol gereklilikleri vardır. Bu noktada, ticaret ortakları bir işlem ya da ödeme yapmadan önce birbirlerinin vergi numaralarını onaylamalıdır. KDV bir ortağın kaybolması sebebi ile ödenmemiş ve kontroller yapılmamışsa, toplanmamış KDV diğer ticaret ortağının sorumluluğundadır. Bu yöntem topluluk içi tedariklere verilen muafiyetin, periyodik beyanlarda ilgili tarafça sağlanan doğru bilgiye dayandığı Avrupa Birliğinde ilgi çekmiş durumda. Pratikte, tedarikçiler alıcıların KDV numaralarını KDV bilgi alışveriş sistemi olan VIES platformu üzerinden kontrol etmelidirler. Bilgi hatalı ise (ya da ticaret ortağı yoksa), şirket alıcının KDV numarasının tedarik gününde VIES platformunda geçerli olduğunu kanıtlayamadığı sürece, tedarikçi aksi takdirde alıcının sorumluluğunda olacak olan KDV’nin yükümlülüğünü taşır.

Diğer onaylamalar

Bazı ülkeler kimlik kontrolünün de ötesine geçerek, vergilerin toplandığından emin olmak için ticaret yapan taraflarca yürütülecek diğer onaylamaları uygular. Burada çok farklı olmayan nokta ise, ihmalkar tarafın diğer tarafın KDV yükümlülükleri ile ortak sorumluluk aracılığıyla KDV kredi zincirindeki farklılıkları kapatacağı varsayımıdır. Örneğin, Polonya’da topluluk içi tedariklerde uygulanan VIES kontrollerinin yanı sıra, alıcılar Polonyalı vergi daireleri tarafından kaydedilmiş ve listelenmiş banka hesaplarına ödeme yapmalıdırlar. Bir vergi mükellefi, tedarikçinin onaylanmamış banka hesabına ödeme yaparsa tedarikçinin KDV yükümlülüğünden sorumlu tutulabilir. Meksika’da Sürekli İşlem Denetimlerinin (CTC) erken benimsenmesine rağmen, alıcılar tedarikçilerin onaylanmamış listesinde (örneğin, sahte fatura düzenlemiş ya da sahte işlemlerde bulunduğu düşünülen) olup olmadıklarını kontrol etmelidirler. Kara listede yer alan Meksikalı onaylanmamış şirketlerin düzenlediği faturalarda mali değer eksikleri olabileceği için KDV kredi istemini onaylayamazlar böylece alıcı KDV ücretini üstlenir.

Artırılmış verim

İş süreçleri ile birlikte ilerleyen düzgün bir KDV kredi sistemi verim için kilit noktadır. Bu sebeple, vergi daireleri doğrudan kredi-borç sistemini engelleyecek önlemler uygulamaktan kaçınmalıdır. Hindistan, vergi dairelerinin otomatikleştirilmiş vergi numarası kontrollerini gerçekleştireceği Sürekli İşlem Denetimleri (CTC) sistemine geçiyor. Yine de, ülkenin alıcıların sadece tedarikçileri mal ve hizmet vergilerini doğru bir şekilde topladıysa vergi kredisini kullanmaya hakkı olduğu mevcut çerçevesini koruması gibi bir beklenti var. Bu yaklaşım, bir taraftan vergi mükelleflerine denetim getirirken diğer taraftan ödeme olasılığına güvenemeyen ve kolayca bulunamayabilecek veri konusunda uzlaşması gereken vergi mükelleflerine çok fazla idari yükü beraberinde getiriyor.

Vergi numaralarının ve listelerinin onayı hem denetim sonrasını hem de Sürekli İşlem Denetimleri (CTC) sistemi olan ülkeleri etkileyen bir eğilimdir. Ne var ki, son sınıfa dahil olan vergi daireleri otomatik kontrol yapmak için ve işlem durumunda ilgili tarafları bilgilendirmek için sistemlerini geliştirebilirler. İtalya’da da böyle olmuştur. Merkezi e-fatura platformu olan SDI, bir faturada belirlenmiş KDV numaralarını ve bu KDV numaraları daha geniş bir KDV grubuna dahilse de, kontrol ediyor ve geçersiz veri bulunduran belgeleri geri çeviriyor. Brezilya’da da, Hindistan’da olması beklendiği gibi, bu kontroller çoklu Devlet e-fatura platformlarında yürütülüyor.

Uymamanın cezası

Bu kurallara uyulmamasının maliyeti oldukça yüksektir. Özellikle her bir yetersiz vergi numarası ve liste kontrolü tedarik ile ilişkili olan KDV tutarını saklayabileceği için beklenmeyen KDV ücretlendirmelerinden sorumlu olma riski oldukça yüksektir. Neticede, alacaklar ve borçlar hesabı sistemi eğilimi yakalamalı, ya gerekli kontrolleri kendisi yapabilmeli ya da kontrollerin tam anlamıyla yerine getirildiğinden emin olmak için hükümet platformları ya da hizmet sağlayıcıları ile entegre olabilmek için esnek olmalıdır.

Harekete Geçin

Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.

Kuralların bir ağırlığı olması için, kural koyucuların kuralları ya ödül ya da ceza ile taçlandırılması gerekiyor. Vergi mevzuatı alanında kural koyucular, yani yasa koyucular ya da vergi daireleri, kurallara uyulmaması durumunda genellikle cezayı seçerler. Öyle ki, bu cezalar genel olarak şahısların kurala uygun hareket etmelerini sağlar. Bu temel kavram aynı zamanda Türk elektronik belge mevzuatında da uygulanır ve kurallara uyulmaması durumunda mükellefleri cezalandırmak üzere belirlenmiş yaptırımlar da vardır.

Cezalar iki kategori altında toplanır: E-fatura, e-arşiv faturaları ve ihracat faturaları için öngörülen cezalar; ve e-irsaliye için öngörülen cezalar.

E-fatura, e-arşiv faturaları ve ihracat faturaları kurallarına uymama cezaları

509 Sayılı Vergi Usul Kanunu Tebliği Madde 6 (tebliğ) uyarınca, aşağıda belirtilen senaryolar e-fatura (e-fatura, e-arşiv ve ihracat faturaları) gerçek tutarının ya da kayıp tutarının %10’u oranında bir ceza ile sonuçlanır. Her bir fatura için para cezası 350 TRY (yaklaşık 50 Euro) tutarından daha az olamaz ve her belge türü için yıllık olarak azami para cezası tutarı 180.000 TRY’ye (yaklaşık 25.700 Euro) kadar çıkabilir. Bu aşağıdaki durumlarda geçerlidir:

Cezalar sadece düzenleyene değil aynı zamanda fatura alıcısına da uygulanır. Bu yüzden, bu fatura alıcılarının e-fatura süreçleri konusunda dikkatli olmaları gerekir.

E-irsaliye kurallarına uymama cezaları

E-irsaliye kurallarına uymama durumunda her bir belge için 350 TRY (yaklaşık 50 Euro) para cezası uygulanır. Yıllık olarak azami para cezası tutarı 180.000 TRY’ye (yaklaşık 25.700 Euro) ulaşabilir fakat bu tutarı aşamaz. Bu azami para cezaları her yıl artarak güncellenir.

Kurallara uymama olarak değerlendirilen altı durum vardır:

Karmaşık yapılı yargı ve ağır şekilde düzenlenmiş e-belge çerçevesi ile Türkiye’de iş geliştirmek ve operasyonlarını yönetmek için, mükellefler ellerinde uyumlu e-belge işlemleri olduğundan emin olmalıdırlar. Aksi takdirde, belirtilen para cezaları uygulanabilir.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

CLASS dokunuşu: Gümrük tarifesi verilerine basitleştirilmiş erişim

CLASS – Sınıflama Bilgi Sisteminin kısaltılmış hali- Avrupa Komisyonunun yeni tek uçlu arama sunucusudur. AB’ye giren ve AB’den çıkan malların gümrük tarifesi sınıflama verilerine erişim sağlar. Vergi bilgilerini ve işlemlerini yönetmek için bütünleştirilmiş bir yaklaşım geliştirmede de son adımdır. Mallar bir AB sınır kapısında beyan edildiğinde, Kombine Tarife (“CN”) ya da bir Üye Devletin yurt içi sınıflaması uyarınca gümrük vergisi transit belgelerine göre sınıflanmalı ve beyan edilmelidirler. CLASS, gümrük vergilerinin doğru oranlarına ve uygulanan tarife dışı engellerin detaylarına kolay erişim sağlar. Ayrıca şunları da sağlar:

CLASS’ı kullanmak, gerekli gümrük vergisi bilgilerini elde etmek için farklı konumlar, formatlar ve dillerde birden çok kaynağa güvenmek zorunda kalmadan işletmelere kayda değer bir zaman kazandırır. Zaman kazanmak ise daha hızlı bir tedarik zinciri karar verme sürecinin yanı sıra daha az idare ve maliyet ve dolayısıyla daha etkin mal nakliye süreci demektir.

Yeni bir Birleşik Krallık global gümrük tarifesi

Tesadüfen, Birleşik Krallık Hükümeti neredeyse CLASS’ın sunulması ile aynı zamanda Birleşik Krallık Küresel Gümrük Tarifesi (“UKGT”) rejiminin ayrıntılı tasarısını duyurdu. UKGT, Birleşik Krallığın Brexit dönüşümü sona erdiğinde (mevcut durumda 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermesi bekleniyor) AB Ortak Gümrük Tarifesinin yerine getireceği rejimdir. Euro yerine Birleşik Krallık pound para birimine vergi değeri uygulayan UKGT, denizaşırı şirketler için Birleşik Krallığa mal ithalini daha basit ve ucuz bir hale getirmelidir. Altı binden fazla tarife kategorisi ve oranında düşürme ve basitleştirme gerçekleştirir (örneğin, tam yüzdelerde yuvarlama oranı), ve çok çeşitli mallarda vergilerin tamamen kaldırılması dâhil, AB Ortak Gümrük Tarifesinden daha düşük bir tarife rejimidir. Amaç işletmeler için gümrük yönetimini kolaylaştırmak, tüketici tercihlerini genişletmek ve küresel çapta ticaret yapan Birleşik Krallık işletmeleri için rekabet gücünü artırmaktır. Tartışmalara yol açan adımlardan biri, hükümetin gereksiz olarak gördüğü gıda ürünleri üzerindeki 13.000’den fazla vergi çeşitliliğini kaldıran AB tarife cetvelinin terk edilmesidir. Kalan tarifeler Birleşik Krallığın özellikle rekabet gücünün yüksek olduğu tarım, otomotiv ve balıkçılık gibi özel stratejik sanayilere destek olmak üzere hedeflenmiş ve ayrıca rekabet gücünü ve “yeşil” enerjilerin ve ilgili ürünlerin kullanımını artırmak üzere planlanmış durumdadır.

UKGT tarafından bildirilen basitleştirmeler, Brexit sonrası gümrük idaresi maliyetlerinde beklenen artışı İngiltere’deki işletmeler için dengeleyebilir. Özelikle Birleşik Krallık-AB arasında devam eden ticaret görüşmelerinin sonucu anlaşmasız ayrılık olduğu takdirde, Birleşik Krallık ürünleri AB ülkelerine girişte eşit düşük oranlara tabi olamayabileceğinden ithalat gümrük tarifesi için yapılacak stratejik değişikliklerin Birleşik Krallıktaki işletmelere zarar verip vermeyeceği net değildir. Diğer taraftan, net olan bir konu ise tüm bu değişikliklerin işletmeleri, gelecek seneden itibaren tedarik zincirlerini gözden geçirmek ve satış fiyatları ve kar oranlarını incelemek için Birleşik Krallıktan ithalat ya da Birleşik Krallığa ihracat yapmak üzere harekete geçirmesidir. İthalat KDV oranı vergi içeren fiyatlar üzerinden hesaplandığı için ayrıca ithalat KDV muhasebesi ve nakit akışında sonuçları olabilir.

Harekete Geçin

Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.

Artan vergi kontrolü ve maliyet azaltımına çözüm üreten e-fatura kavramı, dünyanın yeni alanlarına yayılıyor. Hem devletler hem de işletmeler e-faturanın faydalarının farkında olduğu için, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da e-fatura rejimlerini benimseyen ülke sayısı artıyor. Bu bölgelerdeki bazı ülkeler e-faturayı çoktan benimsemiş olsalar da diğer ülkeler Sürekli İşlem Denetimi (CTC) sistemlerini benimseme aşamasındalar. Bu bölgelerdeki ülkeler farklı yaklaşımlar izleseler de asıl amaç aynı: Vergi kontrolünün dijital dönüşümü.

Orta Doğu

Orta Doğu’da birçok değişiklik oluyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman ve Katar zaten e-faturayı yürürlüğe koydular. Ocak 2018’de, KDV’nin uygulanmaya başlamasının ardından Suudi Arabistan, ESAL adlı ulusal bir elektronik faturalama platformunun kullanılmasını da teşvik etmeye başladı. Umman ve Katar henüz KDV uygulamıyor, ancak uygulamaya başladıklarında e-fatura bu ülkeler için daha önemli bir hâle gelecek. CTC rejimlerini kullanmaya hazırlanan bölgedeki diğer ülkeler ise onlar için örnek teşkil edecek.

Ürdün’de vergi dairesi, farklı ülkelerdeki CTC rejimlerini analiz etmek için araştırmalar yapıyor. Bu da, çok yakında yeni bir CTC e-fatura sistemini piyasaya tanıtma niyetinde olduklarına dair güçlü bir işaret.

Son zamanlarda, İsrail de yeni CTC rejimi planları olduğunu açıkladı. Muhasebe yazılımı sağlayıcılarına, önümüzdeki süreçte CTC rejimine hazırlıklı olmaları için tavsiyelerde bulundu. İsrail’in bir CTC rejimini benimsemesinden sonra, bölgedeki gelişmeler domino etkisi gibi ardı ardına gelecektir.

Kuzey Afrika

Tunus, e-faturada konusunda bir öncüdür. 2016 yılından bu yana, faturaların elektronik ortamda düzenlenmesi Mali Hukuk çerçevesinde yürürlüğe konmuştur ve daha büyük vergi mükellefleri için e-fatura zorunlu hâle getirilmiştir. Tunus e-fatura rejimine göre, e-faturalar devletin atadığı bir otorite tarafından kaydedilmek zorundadır. Bu nedenle de CTC çerçevesine dâhil edilir.

CTC sistemine doğru hızla ilerleyen bir diğer ülke de Mısır. Mısır Hükümeti, bir süredir CTC rejimlerine yönelik olan en iyi uygulamaları değerlendiriyor. Son olarak, Nisan 2020’de ülkede kayıtlı tüm işletmeler için e-faturayı zorunlu kılan bir kararname yayınlandı. Ancak, e-fatura sisteminin detayları henüz açıklanmadı. Mısır Vergi İdaresi; uyulması gereken teknik kontroller ve koşullar ile e-fatura sisteminin uygulanma aşamalarını açıklayacak.

Fas da farklı e-fatura sistemlerini takip ediyor. Mısır’ın e-fatura girişimlerinden sonra, Fas Hükümeti ülkeye kayıtlı vergi mükellefleri için e-faturayı zorunlu kılma yönünde benzer bir adım atmaya hazırlanıyor.

Tüm biçim ve versiyonları ile e-faturanın, önümüzdeki yıllarda CTC rejimlerinin uygulanmasının beklendiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da giderek daha popüler hâle gelen bir eğilim olduğu açıktır. Alınan tedbirlerde benzerlikler olsa da vergilendirme, vergi kontrol zorlukları ve yasal kültür söz konusu olduğunda her ülkenin kendine özgü özellikleri vardır. Bunun sonucu olarak, her rejimde çeşitlilikle karşılaşılabilir.

Harekete Geçin

Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.

E-irsaliye uygulamasının geçiş tarihi ve zorunluluk kapsamı tam anlamıyla 509 Sıra No’lu Genel Tebliğ (tebliğ) ile belirlendi. Tebliğ uygulamanın genel işleyişine ve temel uygulamalara değinse de, ihtiyaç durulan tüm bilgileri barındırmıyordu. Sıkça sorulan sorular kılavuzu ve Gelir İdaresi Başkanlığı’dan (GİB) edinilen bilgiler faydalı olsa da bir kılavuza ihtiyaç duyuluyordu.

Şubat 2020’de GİB, temel işletişi detaylandırdığı bir e-İrsaliye Uygulama Kılavuzu (kılavuz) yayımladı. Kılavuz firmaların ve entegratörlerin kendisine ilettiği süreçsel soruların cevaplarını da cevapladı.

Kılavuz ihtiyaç olan açıklığı getirse de, zorunluluk tarihi olan Temmuz 2020 yaklaştıkça kafaları hala karıştırmaya devam eden birkaç senaryo hala bulunmakta.

Satışa konu olmayan mallar için düzenlenecek irsaliyelerin yapısı ve zincir teslimat konusu bu senaryolar içerisinde.

Satışa Konu Olmayan Mallar İçin Düzenlenen E-İrsaliyeler

Kritik konulardan biri olan satışa konu olmayan mallar için düzenlenecek irsaliyeler senaryosuna GİB kılavuzda net bir şekilde yer verdi. GİB, satışa konu olmayan mallar içinde e-irsaliye düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Ancak bu irsaliyelerin not kısmında detaylar belirtilmeli.

Örneğin, tamir/bakım amaçlı göndermeniz gereken mal, ekipman ve demirbaşlar var. Bu ekipmanlar için de e-irsaliye düzenlemelisiniz ve e-irsaliyenin not alanına sebebini; tamir edilmek, boyatılmak, parça değiştirme gibi yazmalısınız.

Buna benzer şekilde fason süreçleri, numune ve konsinye süreçlerinde de e-irsaliye düzenlenmesi gerekiyor.

Zincir Teslimat Senaryosu

Kılavuzdaki bir diğer senaryo olan zincir teslimat da şu şekilde örneklendirildi;

“X” üreticisinden mal alan “Y” toptancısı, bu malı fiilen teslim almadan “Z” bayisine, “Z” bayisi ise henüz teslim edilmemiş malı doğrudan “T” müşterisine satabilir. Bu durumda henüz “X” üreticisinin deposunda bulunan mallar, “X” üreticisi tarafından doğrudan “T” müşterisine sevk edilebilir.

Bu senaryoda elektronik irsaliyenin kime düzenleneceğinin cevabını schematron dosyası veriyor. E-irsaliye, malın direkt olarak alıcısına gönderilmelidir. Yani örneğimizden yola çıkarsak, e-irsaliye üzerinde “T” müşterisinin bilgileri olmak zorunda.

Schematron üzerinde bu konuda kontroller mevcut. Yani düzenlenen irsaliyenin sanal alıcıya mı yoksa e-irsaliye mükellefine mi gönderileceğini anlamak için, “T” alıcısının VKN/TCKN bilgisi ile kontrollerinin yapılması gerekiyor.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

MyDATA çerçevesinde uzun süreli sıkı bir çalışmanın ardından, planı tüm Yunanistan’da uygulamaya koymadan önce az bir belgelendirme işi kalmışken IAPR dikkatini e-faturaya yöneltti. Geçen hafta IAPR ve Maliye Bakanlığı, yasalaştığında myDATA sistemini Yunanistan’da yürürlüğe koyacak olan uzun zamandır beklenen tasarıyı imzaladı. IAPR’ın duyurusuna göre tasarı; uygulama kapsamını, istisnaları, verilecek verileri, zamanlamayı, iletim yöntemlerini ve işletmelerin özel yükümlülüklerini belirliyor. Buna paralel olarak tasarı, yeni çerçevenin kurallarına göre sürekli işlem denetimi e-faturalarını, yani akredite edilmiş hizmet sağlayıcıları aracılığıyla düzenlenen e-faturaları vurguluyor. Tasarının önümüzdeki günlerde Resmi Gazete’de yayımlanması bekleniyor.

E-fatura çerçevesi

Gelecek olan tasarı yalnızca myDATA raporlama çerçevesini değil, aynı zamanda belirli bir ölçüde Sürekli İşlem Denetimli e-fatura sistemini de düzenlemeyi hedefliyor. Sürekli İşlem Denetimli e-fatura’nın Temmuz 2020 itibariyle gönüllülük esasına dayalı olarak başlaması ve yeni e-fatura yöntemini kullanan işletmelere teşvik verilmesi bekleniyor.

E-fatura hizmet sağlayıcılarını bu yıl yayımlanan akreditasyon planına uygun şekilde sertifikalandırmak üzere bir komisyon görevlendirildi. Hizmet sağlayıcılar, e-fatura çözümlerinin IAPR’ın e-fatura düzenleme, bütünlük, orijinallik ve myDATA çerçevesine bildirim uyumluluğunu belgeleyen “uygunluk izni” için başvuru yapmaya davet edildi.

Akreditasyon yasası ve uygulama belgelendirmelerinde açıklanan sertifikasyon gereksinimleri (IAPR’ın Yunanca e-fatura internet sitesinde bulunabilir), bir dizi finansal, teknik ve güvenlik kriterinin yanı sıra, myDATA platformuyla entegrasyon yeterliliklerini de gerektiriyor.

Hizmet sağlayıcıların akredite olmak için değerlendirilecekleri kriterler hakkındaki belirsizlik ise sürüyor. Kriterler, hizmet sağlayıcıların vergi idaresi adına sürekli işlem denetimini ne ölçüde gerçekleştirmesi beklendiğine bağlı olarak, yerel kuruluşların yanı sıra, Yunan olmayan çözüm sağlayıcıların akredite Yunan sağlayıcılarla birbirine bağlı çalışmasını gerektirebilecek diğer özellikleri içerebilir.

myDATA çerçevesi

Son yapılan duyuru, aşağıdaki önemli bildirim tarihlerinde gerekli verilerin aşamalı olarak bildirilmesi gerektiğini ifade ediyor:

Değişen vurgu

MyDATA çerçevesi gelecek tasarıyla şekillenirken, aynı tasarıda yer alan sürekli işlem denetimli e-fatura regülasyonu ise IAPR’ın KDV reformu stratejisindeki ilginç politika değişikliğine işaret ediyor.

IAPR’ın e-faturaya doğru kayması, işletme otomasyonunun yaratması beklenen avantajların yanı sıra, hem KDV toplama fırsatlarını tanımlama hem de myDATA’ya yapılacak özgün işlemsel güncellemeleri açısından daha doğrudan etkilere de sahip olacak. IAPR henüz bu amaçla benimseyeceği formatı veya planı son haline getirmiş olmasa da, e-faturanın akredite edilen hizmet sağlayıcılar tarafından gerçekleştirilmesine dönük değişiklik, şu anda myDATA çerçevesinde ERP bazlı raporlamadan daha öncelikli görünüyor.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir.

Çeşitliliği ile ünlü olan Hindistan, e-fatura çerçevesine de aynı çeşitliliği yansıtıyor. E-fatura tanıtıldığından beri gerekli süreçlerde ve teknik (“JSON”) fatura şemasında çeşitli değişiklikler yapıldı. Bu sayede de mükellefler açısından yeni olanaklar doğdu. Mevcut Sürekli İşlem Denetimi (Continuous Transaction Control-CTC) sistemlerinin çoğu, dijital vergi denetimlerine düzenli olarak yeni unsurlar getirerek, kapsamlarını genellikle yeni alanlara genişlettiğinden, bu tür değişiklikler şaşırtıcı değil. Şili, Meksika ve Türkiye’de olduğu gibi en oturmuş CTC sistemlerinde bile, bu tür değişiklikler sık görülüyor ve kaçınılmaz olarak vergi mükelleflerini sürekli tetikte bekletiyor. CTC kavramı hâlâ nispeten yeni sayılır. Yaklaşık 10-15 yıl önce gündeme ilk geldiğinden bu yana, vergi daireleri bu sistemlerin getirebilecekleri faydalar konusunda akıllıca davrandılar. Sonuç olarak, yeni CTC rejimlerinin tanıtıldığını ve mevcut olanların, vergi denetimlerini daha da optimize etmek amacıyla, sürekli olarak değiştirildiğini görüyoruz.

Hindistan’ın e-fatura sistemi kapsamındaki yükümlülükler henüz yürürlüğe girmedi, ancak yayımlandıklarından tarihten beri bu yükümlülükler birçok kez değişti. Zorunluluk için verilen sürenin bitiminden önce yapılan bu değişiklikler, bu sürenin bir kez daha uzatılacağı anlamına gelmiyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce ve sonra, tüm CTC rejimlerinde değişmeyen tek şey değişikliktir.

Önemli değişiklikler

Yasal açıdan sadece bir tane düzenleyici değişiklik yapıldı. Bu değişikliğin iki ana bileşeni mevcut. İlk bölüm zorunlu CTC rejimini Ekim 2020’ye erteledi. 21 Mart’ta, 13/2020 No’lu Tebliğ, zorunluluğun hayata geçirilme tarihini ertelemenin yanı sıra, belirli işletme kategorilerini de kapsam dışında bıraktı. Dolayısıyla, değişikliğin ikinci bölümü kapsam dışı olan işletme kategorileri hakkında oldu. Bu kategoriye dahil olanlar: sigortacılar, bankacılık şirketleri ve bankacılık dışı finans şirketleri de dahil olmak üzere finans kurumları; malların karayolu ile taşıma hizmeti veren nakliye acenteleri; yolcu taşımacılığı hizmeti veren firmalar; çok salonlu sinemalarda sinema filmleri gösterme izni bulunan kayıtlı kişiler.

Teknik açıdan bakıldığında, son birkaç ayda iki sefer teknik fatura şeması değişikliği yapıldı; mevcut JSON şema sürümü 1.02’dir. İkinci şema değişikliği esaslı olmasa da, ilk sürüm değişikliği kesinlikle öyleydi: JSON, isteğe bağlı olarak e-irsaliye ile ilgili alanları içerecek şekilde genişletildi. Bu, e-fatura ve e-irsaliye platformları arasındaki arka uç bağlantısı sayesinde, aynı anda hem e-fatura hem de e-irsaliye düzenlemenin mümkün olduğu anlamına geliyor. Sonuç olarak, ilgili tüm fatura ve e-irsaliye bilgileri e-fatura portalından hem e-irsaliye portalına, hem de gerçek zamanlı olarak GST portalına aktarılabilecek. Bu arka uç bağlantısı tam anlamıyla şaşırtıcı değildi. Çünkü GSTN’nin, satıcı için GST iade beyannamelerinin ANX-1 bölümünü ve alıcı için ANX-2 bölümünü IRP’den alınan e-fatura verilerini kullanarak otomatik olarak dolduracağı zaten duyurulmuştu. Ancak yetkililer, e-irsaliyenin önceden doldurulmasının daha uzun vadeli bir hedef olduğunu belirtmişti. Son şema değişikliklerinden sonra açıkça görülüyor ki e-fatura platformu; e-irsaliye ve GST iade platformlarına sağlanan ana veri kaynağı olarak Hindistan hükümetindeki veri toplamanın merkezinde yer alacak. Kullanıcıların artık e-irsaliye sistemine ayrı erişim veya GST dosyalama konularında endişelenmesi pek olası değil, çünkü vergi ile ilgili bu yükümlülükler e-fatura sistemi üzerinden otomatik olarak yerine getirilecek.

Başka bir erteleme

Birçok şirket, Ekim ayındaki geçiş tarihinin daha fazla ertelenme ihtimali olup olmadığını merak ederken, e-fatura zorunluluğu kapsamında yer alan çoğu şirket uygulama süreçlerini başlattı. Başka bir erteleme daha olabilir, ancak emin olmanın bir yolu yok. Uygulamayı ertelemek artık işletmeler için çok riskli bir karar olacaktır. Mevcut hükümetin ısrarcı reform vaadi ve ilgili makamların canlı bir Sürekli İşlem Denetimi sisteminden göreceği faydalar göz önüne alındığında, uyumsuzluk büyük riskler getirebilir. Geçiş tarihi yaklaştıkça, riskler daha da artacaktır. 14 Haziran’da gerçekleşecek bir sonraki GST Konseyi toplantısı, kapsam dahilindeki işletmelerin hoş karşılayacağı bir netlik sağlayacaktır.

Harekete Geçin

Sovos, tüm dünyada SAP müşterilerini e-fatura zorunluluklarına uyumlu tutmak konusunda on yıldan fazla deneyime sahiptir. Sovos şirketleri, Hindistan ve tüm dünyadaki e-fatura zorunluluklarıyla nasıl uyumlu tutuyor öğrenin.